Avatar of Vocabulary Set Düşük yoğunluk

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 5) İçinde Düşük yoğunluk Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 5)' içinde 'Düşük yoğunluk' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

moderate

/ˈmɑː.dɚ.ət/

(adjective) ılımlı, orta, mutedil;

(verb) ılımlı hale getirmek, azaltmak, yönetmek

Örnek:

She achieved moderate success in her career.
Kariyerinde ılımlı bir başarı elde etti.

mild

/maɪld/

(adjective) hafif, ılımlı, yumuşak huylu

Örnek:

She suffered a mild headache.
Hafif bir baş ağrısı çekti.

light

/laɪt/

(noun) ışık, lamba, ışık kaynağı;

(verb) yakmak, aydınlatmak;

(adjective) hafif, açık

Örnek:

The room was filled with natural light.
Oda doğal ışıkla doluydu.

gentle

/ˈdʒen.t̬əl/

(adjective) nazik, yumuşak huylu, hassas;

(verb) yumuşatmak, yatıştırmak, sakinleştirmek

Örnek:

He has a very gentle nature.
Çok nazik bir doğası var.

slight

/slaɪt/

(adjective) hafif, küçük, önemsiz;

(verb) küçümsemek, hakaret etmek, ihmal etmek;

(noun) küçümseme, hakaret, ihmal

Örnek:

There's a slight chance of rain today.
Bugün hafif bir yağmur ihtimali var.

mellow

/ˈmel.oʊ/

(adjective) rahat, yumuşak, olgun;

(verb) yumuşamak, olgunlaşmak

Örnek:

After a glass of wine, he felt very mellow.
Bir kadeh şaraptan sonra kendini çok rahatlamış hissetti.

alleviate

/əˈliː.vi.eɪt/

(verb) hafifletmek, yatıştırmak, azaltmak

Örnek:

The doctor prescribed medication to alleviate the pain.
Doktor ağrıyı hafifletmek için ilaç yazdı.

lighten

/ˈlaɪ.t̬ən/

(verb) hafifletmek, ağırlığını azaltmak, aydınlatmak

Örnek:

We need to lighten the load on the truck.
Kamyonun yükünü hafifletmemiz gerekiyor.

soothe

/suːð/

(verb) yatıştırmak, sakinleştirmek, hafifletmek

Örnek:

She tried to soothe the crying baby with a lullaby.
Ağlayan bebeği bir ninniyle sakinleştirmeye çalıştı.

relieve

/rɪˈliːv/

(verb) hafifletmek, gidermek, değiştirmek

Örnek:

The medication helped to relieve her headache.
İlaç baş ağrısını hafifletmeye yardımcı oldu.

ease

/iːz/

(noun) kolaylık, rahatlık, huzur;

(verb) hafifletmek, yatıştırmak, yavaşça hareket ettirmek

Örnek:

He passed the exam with ease.
Sınavı kolaylıkla geçti.

balanced

/ˈbæl.ənst/

(adjective) dengeli, eşit dağıtılmış, tarafsız

Örnek:

The artist created a perfectly balanced sculpture.
Sanatçı mükemmel dengeli bir heykel yarattı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren