Avatar of Vocabulary Set Hobiler ve İlgi Alanları

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 5) İçinde Hobiler ve İlgi Alanları Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 5)' içinde 'Hobiler ve İlgi Alanları' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

painting

/ˈpeɪn.t̬ɪŋ/

(noun) boyama, resim yapma, tablo

Örnek:

She enjoys painting landscapes.
Manzara resmi yapmaktan hoşlanır.

drawing

/ˈdrɑː.ɪŋ/

(noun) çizim, resim, resim yapma

Örnek:

She showed me a beautiful drawing of a landscape.
Bana güzel bir manzara çizimi gösterdi.

dancing

/ˈdæn.sɪŋ/

(noun) dans, dans etme;

(verb) dans eden

Örnek:

She loves dancing to pop music.
Pop müziğe dans etmeyi seviyor.

singing

/ˈsɪŋ.ɪŋ/

(noun) şarkı söyleme, şarkıcılık;

(verb) şarkı söyleyen

Örnek:

Her singing filled the room with joy.
Onun şarkı söylemesi odayı neşeyle doldurdu.

playing

/ˈpleɪ.ɪŋ/

(verb) oynamak, eğlenmek, spor yapmak;

(adjective) oyun, kaçak

Örnek:

The children are playing in the park.
Çocuklar parkta oynuyor.

gardening

/ˈɡɑːr.dən.ɪŋ/

(noun) bahçe işleri, bahçıvanlık

Örnek:

She enjoys gardening on weekends.
Hafta sonları bahçe işleriyle uğraşmaktan hoşlanır.

reading

/ˈriː.dɪŋ/

(noun) okuma, okuma materyali, okunacaklar;

(verb) okuyan

Örnek:

She enjoys reading in her free time.
Boş zamanlarında okumayı sever.

writing

/ˈraɪ.t̬ɪŋ/

(noun) yazı, yazma, eser;

(verb) yazıyor, yazmakta

Örnek:

Her writing is clear and easy to read.
Yazısı açık ve okunması kolay.

climbing

/ˈklaɪ.mɪŋ/

(noun) tırmanma, dağcılık;

(adjective) yükselen, tırmanan

Örnek:

She enjoys rock climbing in her free time.
Boş zamanlarında kaya tırmanışı yapmaktan hoşlanır.

cycling

/ˈsaɪ.klɪŋ/

(noun) bisiklete binme, bisiklet sporu;

(adjective) döngüsel, tekrarlayan

Örnek:

He enjoys cycling in the countryside.
Kırsalda bisiklete binmekten hoşlanır.

running

/ˈrʌn.ɪŋ/

(noun) koşu, koşma, işleyiş;

(adjective) koşan, çalışan, aktif

Örnek:

He enjoys long-distance running.
Uzun mesafe koşusu yapmaktan hoşlanır.

leisure

/ˈliː.ʒɚ/

(noun) boş zaman, eğlence

Örnek:

He spends his leisure time reading books.
Boş zamanını kitap okuyarak geçirir.

habit

/ˈhæb.ɪt/

(noun) alışkanlık, huy, cüppe;

(verb) giydirmek, kuşanmak

Örnek:

Smoking is a bad habit.
Sigara içmek kötü bir alışkanlıktır.

chore

/tʃɔːr/

(noun) ev işi, gündelik iş, angarya

Örnek:

Doing the dishes is my least favorite chore.
Bulaşık yıkamak en sevmediğim ev işi.

exercise

/ˈek.sɚ.saɪz/

(noun) egzersiz, jimnastik, alıştırma;

(verb) egzersiz yapmak, antrenman yapmak, kullanmak

Örnek:

Regular exercise is important for a healthy lifestyle.
Düzenli egzersiz sağlıklı bir yaşam tarzı için önemlidir.

activity

/ækˈtɪv.ə.t̬i/

(noun) aktivite, hareketlilik, etkinlik

Örnek:

There was a lot of activity in the kitchen.
Mutfakta çok fazla hareketlilik vardı.

plan

/plæn/

(noun) plan, tasarı, çizim;

(verb) planlamak, düzenlemek

Örnek:

We need a solid plan to finish this project on time.
Bu projeyi zamanında bitirmek için sağlam bir plana ihtiyacımız var.

calendar

/ˈkæl.ən.dɚ/

(noun) takvim, takvim sistemi, zaman belirleme sistemi

Örnek:

I marked the appointment on my calendar.
Randevuyu takvimime işaretledim.

checklist

/ˈtʃek.lɪst/

(noun) kontrol listesi, çeklist

Örnek:

Before leaving, make sure you go through the travel checklist.
Ayrılmadan önce seyahat kontrol listesini gözden geçirdiğinizden emin olun.

bedtime

/ˈbed.taɪm/

(noun) yatma vakti, uyku saati

Örnek:

It's almost bedtime, so finish your book.
Neredeyse yatma vakti, o yüzden kitabını bitir.

breakfast

/ˈbrek.fəst/

(noun) kahvaltı;

(verb) kahvaltı yapmak

Örnek:

I usually have toast and coffee for breakfast.
Genellikle kahvaltıda tost ve kahve yerim.

lunch

/lʌntʃ/

(noun) öğle yemeği;

(verb) öğle yemeği yemek

Örnek:

Let's meet for lunch tomorrow.
Yarın öğle yemeği için buluşalım.

dinner

/ˈdɪn.ɚ/

(noun) akşam yemeği, yemek

Örnek:

What are we having for dinner tonight?
Bu akşam akşam yemeğine ne yiyoruz?

hobby

/ˈhɑː.bi/

(noun) hobi

Örnek:

My main hobby is collecting stamps.
Ana hobim pul koleksiyonculuğu.

swimming

/ˈswɪm.ɪŋ/

(noun) yüzme;

(adjective) yüzen, dönen

Örnek:

She goes swimming every morning.
Her sabah yüzmeye gider.

routine

/ruːˈtiːn/

(noun) rutin, alışkanlık, alt program;

(adjective) rutin, olağan

Örnek:

My morning routine includes coffee and reading the news.
Sabah rutinim kahve ve haber okumayı içerir.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren