Avatar of Vocabulary Set Din

IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Din Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Din' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

monastery

/ˈmɑː.nə.ster.i/

(noun) manastır

Örnek:

The ancient monastery stood peacefully on the hillside.
Antik manastır tepenin yamacında huzur içinde duruyordu.

ritual

/ˈrɪtʃ.u.əl/

(noun) ritüel, tören, alışkanlık;

(adjective) ritüel

Örnek:

The ancient tribe performed a sacred ritual to honor their ancestors.
Antik kabile, atalarını onurlandırmak için kutsal bir ritüel gerçekleştirdi.

altar

/ˈɑːl.tɚ/

(noun) sunak

Örnek:

The priest placed the offerings on the altar.
Rahip sunuları sunak üzerine koydu.

monk

/mʌŋk/

(noun) keşiş, rahip

Örnek:

The monk devoted his life to prayer and meditation.
Keşiş hayatını duaya ve meditasyona adadı.

deity

/ˈdiː.ə.t̬i/

(noun) tanrı, ilah, Tanrı

Örnek:

Ancient Egyptians worshipped many deities.
Antik Mısırlılar birçok tanrıya taparlardı.

Scripture

/ˈskrɪp.tʃɚ/

(noun) Kutsal Yazılar, İncil, yazıtlar

Örnek:

He often quotes from Scripture during his sermons.
Vaazları sırasında sık sık Kutsal Yazılar'dan alıntı yapar.

rabbi

/ˈræb.aɪ/

sacrament

/ˈsæk.rə.mənt/

(noun) sakrament, kutsal ayin

Örnek:

The priest administered the sacrament of baptism to the infant.
Rahip, bebeğe vaftiz sakramenti uyguladı.

pilgrimage

/ˈpɪl.ɡrə.mɪdʒ/

(noun) hac, hac yolculuğu, ziyaret

Örnek:

Every year, thousands of people make a pilgrimage to Mecca.
Her yıl binlerce kişi Mekke'ye hac yolculuğu yapar.

doctrine

/ˈdɑːk.trɪn/

(noun) doktrin, öğreti

Örnek:

The church adheres to a strict doctrine.
Kilise katı bir doktrine bağlıdır.

fasting

/ˈfæs.tɪŋ/

(noun) oruç, perhiz;

(adjective) oruçlu, perhizli

Örnek:

Many religions practice fasting as a spiritual discipline.
Birçok din, ruhsal bir disiplin olarak oruç tutar.

satanism

/ˈseɪ.tən.ɪ.zəm/

(noun) satanizm

Örnek:

The movie explores the dark themes of satanism in a small town.
Film, küçük bir kasabadaki satanizmin karanlık temalarını araştırıyor.

saint

/seɪnt/

(noun) aziz, evliya, erdemli kişi;

(verb) aziz ilan etmek, kutsamak

Örnek:

Mother Teresa is considered a modern saint.
Rahibe Teresa modern bir aziz olarak kabul edilir.

testament

/ˈtes.tə.mənt/

(noun) kanıt, delil, vasiyetname

Örnek:

His success is a testament to his hard work.
Başarısı, sıkı çalışmasının bir kanıtıdır.

rebirth

/ˌriːˈbɝːθ/

(noun) yeniden doğuş, ihya

Örnek:

Spring is a time of rebirth for nature.
Bahar, doğa için bir yeniden doğuş zamanıdır.

redemption

/rɪˈdemp.ʃən/

(noun) kurtuluş, fidye, geri alma

Örnek:

He sought redemption for his past mistakes.
Geçmiş hataları için kurtuluş aradı.

baptism

/ˈbæp.tɪ.zəm/

(noun) vaftiz, ateşle vaftiz, ilk deneyim

Örnek:

The baby's baptism was held last Sunday at the church.
Bebeğin vaftizi geçen pazar kilisede yapıldı.

trinity

/ˈtrɪn.ə.t̬i/

cathedral

/kəˈθiː.drəl/

(noun) katedral

Örnek:

The ancient cathedral stood majestically in the city center.
Antik katedral şehir merkezinde görkemli bir şekilde duruyordu.

sermon

/ˈsɝː.mən/

(noun) vaaz, hutbe, nutuk

Örnek:

The pastor delivered a powerful sermon on forgiveness.
Papaz, affetme üzerine güçlü bir vaaz verdi.

liturgy

/ˈlɪt̬.ɚ.dʒi/

(noun) litürji, ayin usulü

Örnek:

The priest followed the traditional liturgy during the Sunday service.
Rahip, Pazar ayini sırasında geleneksel litürjiyi takip etti.

secularism

/ˈsek.jə.lər.ɪ.zəm/

(noun) laiklik, sekülarizm

Örnek:

The country's constitution is based on the principles of secularism.
Ülkenin anayasası laiklik ilkelerine dayanmaktadır.

atheism

/ˈeɪ.θi.ɪ.zəm/

(noun) ateizm

Örnek:

His embrace of atheism was a result of years of philosophical inquiry.
Ateizmi benimsemesi, yıllarca süren felsefi araştırmaların bir sonucuydu.

requiem

/ˈrek.wi.əm/

(noun) requiem, ölü ayini, müzik eseri

Örnek:

Mozart's Requiem is a powerful and moving piece of music.
Mozart'ın Requiem'i güçlü ve dokunaklı bir müzik eseridir.

epiphany

/ɪˈpɪf.ən.i/

(noun) aydınlanma, vahiy, idrak

Örnek:

He had an epiphany while meditating, realizing the true meaning of life.
Meditasyon yaparken bir aydınlanma yaşadı, hayatın gerçek anlamını kavradı.

crucifix

/ˈkruː.sə.fɪks/

(noun) haç

Örnek:

A small silver crucifix hung around her neck.
Boynunda küçük bir gümüş haç asılıydı.

pilgrim

/ˈpɪl.ɡrɪm/

(noun) hacı, ziyaretçi, Piligrimler

Örnek:

Many pilgrims visit Mecca each year.
Her yıl birçok hacı Mekke'yi ziyaret eder.

preacher

/ˈpriː.tʃɚ/

(noun) vaiz

Örnek:

The preacher delivered a powerful sermon on forgiveness.
Vaiz, affetme üzerine etkileyici bir vaaz verdi.

shrine

/ʃraɪn/

(noun) tapınak, türbe, anıt;

(verb) tapınağa koymak, kutsamak

Örnek:

Pilgrims visited the ancient shrine.
Hacılar antik tapınağı ziyaret etti.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren