Avatar of Vocabulary Set Düşünme ve Karar Verme

IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 5) İçinde Düşünme ve Karar Verme Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 5)' içinde 'Düşünme ve Karar Verme' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

reason

/ˈriː.zən/

(noun) neden, sebep, akıl;

(verb) akıl yürütmek, mantık yürütmek

Örnek:

The reason for his absence was illness.
Yokluğunun nedeni hastalıktı.

analyze

/ˈæn.əl.aɪz/

(verb) analiz etmek, incelemek

Örnek:

We need to analyze the data carefully before making a decision.
Karar vermeden önce verileri dikkatlice analiz etmemiz gerekiyor.

concentrate

/ˈkɑːn.sən.treɪt/

(verb) konsantre olmak, yoğunlaşmak, konsantre etmek;

(noun) konsantre, yoğunlaştırılmış madde

Örnek:

I need to concentrate on my studies.
Derslerime konsantre olmam gerekiyor.

consider

/kənˈsɪd.ɚ/

(verb) düşünmek, göz önünde bulundurmak, kabul etmek

Örnek:

You should consider all the options before deciding.
Karar vermeden önce tüm seçenekleri göz önünde bulundurmalısın.

suppose

/səˈpoʊz/

(verb) varsaymak, sanmak, gerekmek

Örnek:

I suppose you're right.
Haklı olduğunu varsayıyorum.

remember

/rɪˈmem.bɚ/

(verb) hatırlamak, anımsamak, unutmamak

Örnek:

I can't remember where I put my keys.
Anahtarlarımı nereye koyduğumu hatırlayamıyorum.

recall

/ˈriː.kɑːl/

(verb) hatırlamak, anımsamak, geri çağırmak;

(noun) hatırlama, geri çağırma, geri çekme

Örnek:

I can't recall his name right now.
Şu an adını hatırlayamıyorum.

recollect

/ˌrek.əˈlekt/

(verb) hatırlamak, anımsamak

Örnek:

I can't quite recollect where I put my keys.
Anahtarlarımı nereye koyduğumu tam olarak hatırlayamıyorum.

memorize

/ˈmem.ə.raɪz/

(verb) ezberlemek, akılda tutmak

Örnek:

She tried to memorize all the lines for the play.
Oyun için tüm replikleri ezberlemeye çalıştı.

ignore

/ɪɡˈnɔːr/

(verb) görmezden gelmek, aldırmamak

Örnek:

She tried to ignore his rude comments.
Onun kaba yorumlarını görmezden gelmeye çalıştı.

decide

/dɪˈsaɪd/

(verb) karar vermek, belirlemek, karar verdirmek

Örnek:

I need to decide what to wear for the party.
Partiye ne giyeceğime karar vermem gerekiyor.

choose

/tʃuːz/

(verb) seçmek, tercih etmek, karar vermek

Örnek:

You can choose any book you like from the shelf.
Raftan istediğin kitabı seçebilirsin.

select

/səˈlekt/

(verb) seçmek, ayırmak;

(adjective) seçkin, seçilmiş

Örnek:

She needs to select a dress for the party.
Parti için bir elbise seçmesi gerekiyor.

pick

/pɪk/

(verb) seçmek, ayırmak, toplamak;

(noun) seçim, tercih, kazma

Örnek:

She had to pick a dress for the party.
Parti için bir elbise seçmek zorundaydı.

prefer

/prɪˈfɝː/

(verb) tercih etmek

Örnek:

I prefer coffee to tea.
Çaya kahveyi tercih ederim.

think

/θɪŋk/

(verb) düşünmek, sanmak, akıl yürütmek;

(noun) düşünce, fikir

Örnek:

What do you think about the new policy?
Yeni politika hakkında ne düşünüyorsun?

imagine

/ɪˈmædʒ.ɪn/

(verb) hayal etmek, canlandırmak, tahmin etmek

Örnek:

Can you imagine a world without internet?
İnternetsiz bir dünya hayal edebiliyor musun?

guess

/ɡes/

(verb) tahmin etmek, sanmak;

(noun) tahmin, varsayım

Örnek:

Can you guess how many candies are in the jar?
Kavanozda kaç şeker olduğunu tahmin edebilir misin?

overthink

/ˌoʊ.vɚˈθɪŋk/

(verb) fazla düşünmek, üzerinde çok durmak

Örnek:

I tend to overthink every decision I make.
Verdiğim her kararı fazla düşünme eğilimindeyim.

assume

/əˈsuːm/

(verb) varsaymak, farz etmek, takınmak

Örnek:

I assume you're coming to the party.
Partiye geleceğini varsayıyorum.

dismiss

/dɪˈsmɪs/

(verb) dağıtmak, kovmak, reddetmek

Örnek:

She dismissed the class early.
Sınıfı erken dağıttı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren