IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 5) İçinde Tarz Zarfları Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 5)' içinde 'Tarz Zarfları' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈkwɪk.li/
(adverb) hızla, çabucak, yakında
Örnek:
She ran quickly to catch the bus.
Otobüsü yakalamak için hızla koştu.
/ˈsloʊ.li/
(adverb) yavaşça, ağır ağır
Örnek:
He walked slowly towards the door.
Kapıya doğru yavaşça yürüdü.
/ˈker.fəl.i/
(adverb) dikkatlice, özenle, itina ile
Örnek:
She picked up the delicate vase carefully.
Narin vazoyu dikkatlice kaldırdı.
/ˈlaʊd.li/
(adverb) yüksek sesle, gürültülü bir şekilde, gösterişli
Örnek:
He shouted loudly to get her attention.
Onun dikkatini çekmek için yüksek sesle bağırdı.
/ˈsɑːft.li/
(adverb) yumuşakça, nazikçe
Örnek:
She spoke softly so as not to wake the baby.
Bebeği uyandırmamak için yumuşakça konuştu.
/ˈiː.zəl.i/
(adverb) kolayca, rahatça, açık ara
Örnek:
She can easily lift that box.
O kutuyu kolayca kaldırabilir.
/ˈker.ləs.li/
(adverb) dikkatsizce, ihmalci bir şekilde, umursamazca
Örnek:
He carelessly left his wallet on the park bench.
Cüzdanını dikkatsizce park bankında bıraktı.
/ˈhæp.əl.i/
(adverb) mutlulukla, sevinçle, memnuniyetle
Örnek:
She smiled happily as she opened the gift.
Hediyeyi açarken mutlulukla gülümsedi.
/ˈdʒent.li/
(adverb) nazikçe, yavaşça, yavaş yavaş
Örnek:
He gently stroked the cat's fur.
Kedinin tüylerini nazikçe okşadı.
/ˈæŋ.ɡrəl.i/
(adverb) öfkeyle, kızgınlıkla
Örnek:
He shouted angrily at the children.
Çocuklara öfkeyle bağırdı.
/ˈkwaɪət.li/
(adverb) sessizce, sakin bir şekilde, huzur içinde
Örnek:
She closed the door quietly so as not to wake the baby.
Bebeği uyandırmamak için kapıyı sessizce kapattı.
/ˈbjuː.t̬ə.fəl.i/
(adverb) güzelce, harika bir şekilde
Örnek:
She sings beautifully.
Güzel şarkı söylüyor.
/ˈpɑː.zə.t̬ɪv.li/
(adverb) olumlu, pozitif olarak, kesinlikle
Örnek:
The new policy has positively impacted the company's growth.
Yeni politika şirketin büyümesini olumlu etkiledi.
/ˈsɪm.pli/
(adverb) basitçe, sadece, yalnızca
Örnek:
She dressed simply for the casual event.
Sıradan etkinlik için sade giyindi.