'Up' Kullanan Phrasal Fiiller İçinde İşleri Karıştırmak veya Sorunlara Yol Açmak Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
''Up' Kullanan Phrasal Fiiller' içinde 'İşleri Karıştırmak veya Sorunlara Yol Açmak' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /bɔːl ʌp/
(phrasal verb) top haline getirmek, sıkmak, berbat etmek
Örnek:
He balled up the paper and threw it in the trash.
Kağıdı top haline getirdi ve çöpe attı.
/ˈklʌt.ər ʌp/
(phrasal verb) doldurmak, dağınıklık yapmak
Örnek:
Please don't clutter up the table with your books.
Lütfen masayı kitaplarınla doldurma.
/ˈkɑːk ʌp/
(phrasal verb) berbat etmek, mahvetmek;
(noun) hata, fiyasko
Örnek:
I really cocked up the presentation.
Sunumu gerçekten berbat ettim.
/mes ʌp/
(phrasal verb) berbat etmek, mahvetmek, dağıtmak
Örnek:
I really messed up the presentation.
Sunumu gerçekten berbat ettim.
/ˈmɪks.ʌp/
(noun) karışıklık, yanlışlık, hata
Örnek:
There was a mix-up with the flight numbers, so we ended up on the wrong plane.
Uçuş numaralarında bir karışıklık oldu, bu yüzden yanlış uçağa bindik.
/mʌk ʌp/
(phrasal verb) berbat etmek, mahvetmek
Örnek:
I really mucked up the presentation.
Sunumu gerçekten berbat ettim.
/ˈmʌd.əl ʌp/
(phrasal verb) karıştırmak, altüst etmek
Örnek:
I always muddle up their names because they sound so similar.
İsimleri çok benzediği için onları hep karıştırırım.
/ˈslɪp ʌp/
(phrasal verb) hata yapmak, yanlış yapmak;
(noun) hata, yanlışlık
Örnek:
I hope I don't slip up during the presentation.
Umarım sunum sırasında hata yapmam.
/trɪp ʌp/
(phrasal verb) tökezlemek, hata yapmak, tuzağa düşürmek
Örnek:
He tends to trip up on simple calculations.
Basit hesaplamalarda tökezlemeye eğilimlidir.