İş ve Para İçinde İş Dünyası Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'İş ve Para' içinde 'İş Dünyası' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈɡoʊɪŋ kənˈsɜrn/
(noun) faaliyetine devam eden işletme, sürekli işletme
Örnek:
The auditor's report confirmed the company was a going concern.
Denetçi raporu, şirketin bir faaliyetine devam eden işletme olduğunu doğruladı.
/duː ə ˈrɔːrɪŋ treɪd/
(idiom) işleri tıkırında olmak, çok iyi satış yapmak
Örnek:
The ice cream parlor always does a roaring trade in the summer.
Dondurmacı yazın her zaman işleri tıkırında olur.
/ɪn ðə blæk/
(idiom) karda, kârlı
Örnek:
After years of losses, the company is finally in the black.
Yıllarca süren zararlardan sonra şirket nihayet kara geçti.
/ˈbɑː.t̬əm ˌlaɪn/
(noun) önemli olan, sonuç, esas nokta
Örnek:
The bottom line is that we need to increase sales.
Önemli olan satışları artırmamız gerektiğidir.
/tɜrn ə trɪk/
(idiom) fahişelik yapmak, para karşılığı ilişkiye girmek
Örnek:
She was forced to turn a trick to pay for her addiction.
Bağımlılığını ödemek için fahişelik yapmak zorunda kaldı.
/ˈpeɪ dɜrt/
(noun) değerli maden içeren toprak, altın damarı, kazanç kaynağı
Örnek:
After days of digging, the prospectors finally hit pay dirt.
Günler süren kazıdan sonra, madenciler sonunda değerli maden içeren toprak buldu.
/brɪks ənd ˈmɔːrtər/
(idiom) fiziksel, geleneksel
Örnek:
Many small bricks and mortar shops are struggling to compete with online retailers.
Birçok küçük fiziksel mağaza, çevrimiçi perakendecilerle rekabet etmekte zorlanıyor.
/ˈskel.ɪ.tən ˈsɜːr.vɪs/
(noun) kısıtlı hizmet, asgari hizmet, iskelet hizmet
Örnek:
Due to the strike, the train company is operating a skeleton service.
Grev nedeniyle tren şirketi kısıtlı hizmet veriyor.
/ˈmʌn.i ˌspɪn.ər/
(noun) para basma makinesi, altın madeni
Örnek:
The new toy proved to be a real money spinner for the company.
Yeni oyuncak, şirket için gerçek bir para basma makinesi oldu.
/ɪn ˈpɑːkɪt/
(idiom) cebinde para olmak, kârda olmak
Örnek:
After selling his old car, he was finally in pocket.
Eski arabasını sattıktan sonra nihayet cebinde para vardı.