Bilgi ve Anlayış İçinde Mantık ve Zekâ Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Bilgi ve Anlayış' içinde 'Mantık ve Zekâ' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈhɔːrs sens/
(noun) sağduyu, pratik zeka
Örnek:
She has a lot of horse sense when it comes to managing her finances.
Mali durumunu yönetme konusunda çok sağduyulu.
/hoʊld ˈwɑː.tər/
(idiom) su kaldırmak, geçerli olmak, sağlam olmak
Örnek:
His alibi just doesn't hold water.
Alibisi hiç su kaldırmıyor.
/ˈɡreɪ ˌmætər/
(noun) gri madde, zekâ, akıl
Örnek:
Damage to the gray matter can impair cognitive functions.
Gri madde hasarı bilişsel işlevleri bozabilir.
/əˈɡɛnst yʊər ˈbɛtər ˈdʒʌdʒmənt/
(idiom) daha iyi yargısına rağmen, kendi mantığına aykırı
Örnek:
I went against my better judgment and lent him the money.
Daha iyi yargıma rağmen ona parayı ödünç verdim.
/tɔk sɛns/
(idiom) mantıklı konuşmak, akıllıca konuşmak
Örnek:
Finally, someone is starting to talk sense about the economy.
Nihayet biri ekonomi hakkında mantıklı konuşmaya başlıyor.
/pʊt jʊər ˈθɪŋkɪŋ kæp ɑn/
(idiom) düşünme şapkasını takmak, ciddi ciddi düşünmek
Örnek:
We need to put our thinking caps on to solve this complex problem.
Bu karmaşık sorunu çözmek için düşünme şapkamızı takmalıyız.
/teɪk liːv əv jʊər ˈsɛnsɪz/
(idiom) aklını kaçırmak, delirmek
Örnek:
Did you take leave of your senses when you decided to quit your job without a backup plan?
Yedek planın olmadan işinden ayrılmaya karar verdiğinde aklını mı kaçırdın?
an old head on young shoulders
/æn oʊld hɛd ɑn jʌŋ ˈʃoʊl.dərz/
(idiom) genç omuzlarda yaşlı bir kafa, yaşından olgun
Örnek:
Despite being only ten, she has an old head on young shoulders and always offers sensible advice.
Sadece on yaşında olmasına rağmen, genç omuzlarında yaşlı bir kafa var ve her zaman mantıklı tavsiyeler veriyor.