Bileşik zarf İçinde Vurgulamak veya Ayırt Etmek Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Bileşik zarf' içinde 'Vurgulamak veya Ayırt Etmek' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /wɪθ ɔl du rɪˈspekt/
(phrase) tüm saygımla, kusura bakmayın ama
Örnek:
With all due respect, I think your plan has some flaws.
Tüm saygımla, planınızın bazı kusurları olduğunu düşünüyorum.
/baɪ ɔːl miːnz/
(idiom) elbette, kesinlikle, mutlaka
Örnek:
“May I borrow your pen?” “By all means.”
Kalemini ödünç alabilir miyim?" "Elbette."
/ˈniːdləs tə seɪ/
(phrase) söylemeye gerek yok, açıkçası
Örnek:
Needless to say, the party was a huge success.
Söylemeye gerek yok, parti büyük bir başarıydı.
/tə seɪ ðə liːst/
(phrase) en hafif tabirle, en azından
Örnek:
The meeting was chaotic, to say the least.
Toplantı kaotikti, en hafif tabirle.
/ɪn ɔːl ˈɑːnɪsti/
(phrase) tüm dürüstlüğümle, dürüst olmak gerekirse
Örnek:
In all honesty, I don't think that's a good idea.
Tüm dürüstlüğümle, bunun iyi bir fikir olduğunu düşünmüyorum.
/ɪt ˌɡoʊz wɪðˈaʊt ˈseɪ.ɪŋ/
(idiom) açık, söylemeye gerek yok
Örnek:
It goes without saying that we'll need more funding for this project.
Bu proje için daha fazla finansmana ihtiyacımız olacağı açık.
/tə tel ðə truːθ/
(phrase) doğrusunu söylemek gerekirse, açıkçası
Örnek:
To tell the truth, I don't really like his new song.
Doğrusunu söylemek gerekirse, yeni şarkısını pek beğenmedim.
/truːθ biː toʊld/
(idiom) doğrusunu söylemek gerekirse, açıkçası
Örnek:
Truth be told, I never really liked that job.
Doğrusunu söylemek gerekirse, o işi hiç sevmedim.