Oxford 5000 - B2 İçinde Oxford 5000 - B2 - N Harfi Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Oxford 5000 - B2' içinde 'Oxford 5000 - B2 - N Harfi' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈneɪ.kɪd/
(adjective) çıplak, yalın, açık
Örnek:
The baby was running around naked in the garden.
Bebek bahçede çıplak koşuşturuyordu.
/ˈnæs.ti/
(adjective) iğrenç, tatsız, kötü
Örnek:
There's a nasty smell coming from the drains.
Giderlerden kötü bir koku geliyor.
/ˌnæv.əˈɡeɪ.ʃən/
(noun) navigasyon, yön bulma, denizcilik
Örnek:
GPS devices have revolutionized car navigation.
GPS cihazları araç navigasyonunda devrim yarattı.
/ˌnɪrˈbaɪ/
(adverb) yakınlarda, yakında;
(adjective) yakın, komşu
Örnek:
There's a good restaurant nearby.
Yakınlarda iyi bir restoran var.
/nəˈses.ə.t̬i/
(noun) gereklilik, ihtiyaç, gereken şey
Örnek:
Food and water are basic necessities for survival.
Yiyecek ve su, hayatta kalmak için temel ihtiyaçlardır.
/nəˈɡoʊ.ʃi.eɪt/
(verb) müzakere etmek, pazarlık etmek, geçmek
Örnek:
The two sides agreed to negotiate a peace treaty.
İki taraf barış antlaşması müzakere etmeyi kabul etti.
/nəˌɡoʊ.ʃiˈeɪ.ʃən/
(noun) müzakere, pazarlık
Örnek:
The negotiations between the two countries are ongoing.
İki ülke arasındaki müzakereler devam ediyor.
/ˈnuː.trəl/
(adjective) tarafsız, yansız, nötr;
(noun) boş vites, nötr
Örnek:
Switzerland remained neutral during both World Wars.
İsviçre, her iki Dünya Savaşı sırasında da tarafsız kaldı.
/ˈnuː.li/
(adverb) yeni, yakın zamanda
Örnek:
The newly built house has a modern design.
Yeni inşa edilen evin modern bir tasarımı var.
/nɔːrm/
(noun) norm, standart, kural
Örnek:
Working from home has become the new norm for many.
Evden çalışmak birçok kişi için yeni norm haline geldi.
/ˈnoʊt.bʊk/
(noun) defter, not defteri, dizüstü bilgisayar
Örnek:
She always carries a small notebook to jot down ideas.
Fikirleri not almak için her zaman küçük bir defter taşır.
/ˈnɑː.və.ɪst/
(noun) romancı, roman yazarı
Örnek:
She is a renowned novelist, famous for her historical fiction.
Tarihi kurgularıyla ünlü, tanınmış bir romancıdır.
/ˈnaʊ.ə.deɪz/
(adverb) günümüzde, şimdi
Örnek:
Nowadays, most people have a mobile phone.
Günümüzde çoğu insanın cep telefonu var.
/ˈnɝː.sɪŋ/
(noun) hemşirelik, bakım, emzirme
Örnek:
She decided to pursue a career in nursing.
Hemşirelik alanında kariyer yapmaya karar verdi.
/nuːˈtrɪʃ.ən/
(noun) beslenme, gıda, beslenme bilimi
Örnek:
Good nutrition is essential for a healthy life.
İyi beslenme sağlıklı bir yaşam için elzemdir.