Avatar of Vocabulary Set B2 - V Harfi

Oxford 3000 - B2 İçinde B2 - V Harfi Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Oxford 3000 - B2' içinde 'B2 - V Harfi' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

value

/ˈvæl.juː/

(noun) değer, önem, fiyat;

(verb) değer biçmek, kıymetini belirlemek, değer vermek

Örnek:

The true value of friendship cannot be measured.
Dostluğun gerçek değeri ölçülemez.

vary

/ˈver.i/

(verb) değişmek, farklılık göstermek, değiştirmek

Örnek:

The prices of flights vary depending on the season.
Uçuş fiyatları mevsime göre değişir.

vast

/væst/

(adjective) geniş, büyük, uçsuz bucaksız

Örnek:

The desert stretched out before them, a vast expanse of sand.
Çöl önlerinde uzanıyordu, uçsuz bucaksız bir kum alanı.

venue

/ˈven.juː/

(noun) mekan, yer

Örnek:

The concert venue was packed with fans.
Konser mekanı hayranlarla doluydu.

very

/ˈver.i/

(adverb) çok, pek;

(adjective) tam, aynı

Örnek:

She is very kind.
O çok nazik.

via

/ˈvaɪə/

(preposition) aracılığıyla, üzerinden, vasıtasıyla

Örnek:

We flew to London via Paris.
Londra'ya Paris üzerinden uçtuk.

victory

/ˈvɪk.tɚ.i/

(noun) zafer, galibiyet

Örnek:

The team celebrated their hard-fought victory.
Takım, zorlu zaferlerini kutladı.

violence

/ˈvaɪə.ləns/

(noun) şiddet, kuvvet

Örnek:

The film contains scenes of extreme violence.
Film aşırı şiddet sahneleri içeriyor.

virtual

/ˈvɝː.tʃu.əl/

(adjective) fiili, neredeyse, sanal

Örnek:

The meeting was a virtual disaster.
Toplantı neredeyse bir felaketti.

vision

/ˈvɪʒ.ən/

(noun) görme, görüş, vizyon

Örnek:

Her vision is excellent, even without glasses.
Görüşü gözlüksüz bile mükemmel.

visual

/ˈvɪʒ.u.əl/

(adjective) görsel, görme ile ilgili;

(noun) görsel, resim

Örnek:

The artist has a strong visual sense.
Sanatçının güçlü bir görsel algısı var.

vital

/ˈvaɪ.t̬əl/

(adjective) hayati, önemli, gerekli

Örnek:

It is vital that you keep accurate records.
Doğru kayıtlar tutmanız hayati önem taşımaktadır.

vitamin

/ˈvaɪ.t̬ə-/

(noun) vitamin

Örnek:

Citrus fruits are rich in vitamin C.
Turunçgiller C vitamini açısından zengindir.

volume

/ˈvɑːl.juːm/

(noun) hacim, kapasite, ses

Örnek:

The volume of the box is 10 cubic meters.
Kutunun hacmi 10 metreküptür.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren