Avatar of Vocabulary Set Pazarlama ve Reklamcılık

C2 Seviyesi İçinde Pazarlama ve Reklamcılık Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'C2 Seviyesi' içinde 'Pazarlama ve Reklamcılık' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

blurb

/blɝːb/

(noun) tanıtım yazısı, arka kapak yazısı, kısa açıklama;

(verb) tanıtım yazısı yazmak, tanıtmak

Örnek:

The blurb on the back of the book made me want to read it.
Kitabın arkasındaki tanıtım yazısı onu okumak istememe neden oldu.

want ad

/ˈwɑːnt æd/

(noun) ilan, seri ilan

Örnek:

She found her new job through a want ad in the local paper.
Yeni işini yerel gazetedeki bir ilan aracılığıyla buldu.

banner ad

/ˈbæn.ər æd/

(noun) banner reklam, afiş reklam

Örnek:

Many websites rely on banner ads for revenue.
Birçok web sitesi gelir için banner reklamlara güveniyor.

classified

/ˈklæs.ə.faɪd/

(adjective) gizli, sınıflandırılmış, ilan;

(verb) sınıflandırmak, kategorize etmek

Örnek:

The documents are highly classified and cannot be released to the public.
Belgeler çok gizlidir ve halka açıklanamaz.

advertorial

/ˌæd.vəˈtɔːr.i.əl/

(noun) advertorial, tanıtım yazısı

Örnek:

The magazine featured an advertorial disguised as a health report.
Dergi, sağlık raporu kılığında bir advertorial yayınladı.

infomercial

/ˈɪn.foʊ.mɝː.ʃəl/

(noun) infomercial, bilgilendirici reklam

Örnek:

I woke up in the middle of the night and saw an infomercial for a new kitchen gadget.
Gecenin bir yarısı uyandım ve yeni bir mutfak aleti için bir infomercial gördüm.

pyramid selling

/ˈpɪr.ə.mɪd ˌsel.ɪŋ/

(noun) piramit satış, saadet zinciri

Örnek:

The company was shut down for engaging in pyramid selling.
Şirket, piramit satış faaliyetleri nedeniyle kapatıldı.

gimmick

/ˈɡɪm.ɪk/

(noun) numara, hile, gösteriş

Örnek:

The free toy was just a gimmick to get people to buy the cereal.
Ücretsiz oyuncak, insanları mısır gevreği almaya ikna etmek için sadece bir numaraydı.

product placement

/ˈprɑː.dʌkt ˌpleɪs.mənt/

(noun) ürün yerleştirme, gizli reklam

Örnek:

The new action movie is full of obvious product placement.
Yeni aksiyon filmi bariz ürün yerleştirme ile dolu.

direct marketing

/dəˈrekt ˈmɑːrkɪtɪŋ/

(noun) doğrudan pazarlama

Örnek:

The company uses direct marketing to reach potential clients.
Şirket, potansiyel müşterilere ulaşmak için doğrudan pazarlama kullanıyor.

telemarketing

/ˈtel.əˌmɑːr.kə.t̬ɪŋ/

(noun) telepazarlama

Örnek:

I received an unsolicited telemarketing call this morning.
Bu sabah istenmeyen bir telepazarlama araması aldım.

viral marketing

/ˈvaɪrəl ˈmɑːrkɪtɪŋ/

(noun) viral pazarlama

Örnek:

The company achieved massive success through a clever viral marketing campaign.
Şirket, akıllı bir viral pazarlama kampanyasıyla büyük başarı elde etti.

concern

/kənˈsɝːn/

(noun) endişe, ilgi, işletme;

(verb) ilgili olmak, alakalı olmak, endişelendirmek

Örnek:

The safety of the children is my main concern.
Çocukların güvenliği benim asıl endişemdir.

elevator pitch

/ˈel.ə.veɪ.t̬ɚ pɪtʃ/

(noun) asansör konuşması, kısa sunum

Örnek:

I practiced my elevator pitch for the job interview.
İş görüşmesi için asansör konuşmamı pratik yaptım.

guerrilla marketing

/ɡəˌrɪlə ˈmɑːrkɪtɪŋ/

(noun) gerilla pazarlama

Örnek:

The startup used guerrilla marketing tactics to gain widespread attention with a limited budget.
Startup, sınırlı bir bütçeyle geniş çapta dikkat çekmek için gerilla pazarlama taktikleri kullandı.

niche

/nɪtʃ/

(noun) niş, uygun yer, oyuk;

(adjective) niş, özel

Örnek:

He eventually found his niche in web design.
Sonunda web tasarımında kendi nişini buldu.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren