Avatar of Vocabulary Set B1 - Özel Durumlar

B1 Seviyesi İçinde B1 - Özel Durumlar Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'B1 Seviyesi' içinde 'B1 - Özel Durumlar' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

birth

/bɝːθ/

(noun) doğum, köken, başlangıç

Örnek:

She gave birth to a healthy baby boy.
Sağlıklı bir erkek bebek dünyaya getirdi.

birthday

/ˈbɝːθ.deɪ/

(noun) doğum günü

Örnek:

Happy birthday!
Doğum günün kutlu olsun!

graduation

/ˌɡrædʒ.uˈeɪ.ʃən/

(noun) mezuniyet, diploma töreni, derecelendirme

Örnek:

My graduation ceremony is next month.
Mezuniyet törenim gelecek ay.

engagement

/ɪnˈɡeɪdʒ.mənt/

(noun) nişan, randevu, taahhüt

Örnek:

They announced their engagement at the party.
Partide nişanlarını duyurdular.

wedding

/ˈwed.ɪŋ/

(noun) düğün, evlilik töreni

Örnek:

They are planning a summer wedding.
Yaz düğünü planlıyorlar.

Father's Day

/ˈfɑːðərz deɪ/

(noun) Babalar Günü

Örnek:

We always celebrate Father's Day with a family barbecue.
Babalar Günü'nü her zaman aile barbeküsüyle kutlarız.

New Year's Day

/ˌnuː jɪrz ˈdeɪ/

(noun) Yılbaşı Günü, Yeni Yıl

Örnek:

We always celebrate New Year's Day with a big family dinner.
Yılbaşı Günü'nü her zaman büyük bir aile yemeğiyle kutlarız.

Mother's Day

/ˈmʌðərz deɪ/

(noun) Anneler Günü

Örnek:

We always celebrate Mother's Day with a special brunch.
Anneler Günü'nü her zaman özel bir brunch ile kutlarız.

valentine's day

/ˌvæl.ən.taɪnz ˈdeɪ/

(noun) Sevgililer Günü

Örnek:

Are you doing anything special for Valentine's Day this year?
Bu yıl Sevgililer Günü için özel bir şey yapıyor musun?

halloween

/ˌhæl.oʊˈiːn/

(noun) Cadılar Bayramı

Örnek:

Children love to dress up in costumes for Halloween.
Çocuklar Cadılar Bayramı için kostüm giymeyi severler.

event

/ɪˈvent/

(noun) etkinlik, olay, vaka

Örnek:

The wedding was a beautiful event.
Düğün güzel bir etkinlikti.

occasion

/əˈkeɪ.ʒən/

(noun) vesile, kez, kutlama;

(verb) neden olmak, yol açmak

Örnek:

On one occasion, she forgot her lines.
Bir defasında, repliklerini unuttu.

gathering

/ˈɡæð.ɚ.ɪŋ/

(noun) toplantı, buluşma, toplama

Örnek:

The family had a small gathering for the holidays.
Aile tatiller için küçük bir toplantı yaptı.

invitation

/ˌɪn.vəˈteɪ.ʃən/

(noun) davet, davetiye, davet etme eylemi

Örnek:

She sent out invitations for her birthday party.
Doğum günü partisi için davetiyeler gönderdi.

invite

/ɪnˈvaɪt/

(verb) davet etmek, cezbetmek, teşvik etmek;

(noun) davet

Örnek:

We'd like to invite you to our wedding.
Sizi düğünümüze davet etmek isteriz.

throw

/θroʊ/

(verb) atmak, fırlatmak, düşürmek;

(noun) atış, fırlatma, örtü

Örnek:

He decided to throw the ball to his dog.
Topu köpeğine atmak istedi.

hold

/hoʊld/

(verb) tutmak, taşımak, alıkoymak;

(noun) tutuş, kavrama, bekleme

Örnek:

Can you hold this for a moment?
Bunu bir anlığına tutar mısın?

celebration

/ˌsel.əˈbreɪ.ʃən/

(noun) kutlama, şenlik, tören

Örnek:

The town held a grand celebration for its anniversary.
Kasaba, yıldönümü için büyük bir kutlama düzenledi.

celebrate

/ˈsel.ə.breɪt/

(verb) kutlamak, övmek

Örnek:

We're going to celebrate her birthday with a big party.
Doğum gününü büyük bir partiyle kutlayacağız.

entertain

/en.t̬ɚˈteɪn/

(verb) eğlendirmek, ağırlamak, değerlendirmek

Örnek:

He hired a clown to entertain the children.
Çocukları eğlendirmek için bir palyaço tuttu.

banner

/ˈbæn.ɚ/

(noun) pankart, bayrak, manşet

Örnek:

The protesters carried a large banner.
Protestocular büyük bir pankart taşıyordu.

blow out

/bloʊ aʊt/

(phrasal verb) üfleyerek söndürmek, sönmek, patlamak

Örnek:

She leaned forward to blow out the candles on her birthday cake.
Doğum günü pastasının mumlarını üfleyerek söndürmek için öne eğildi.

candle

/ˈkæn.dəl/

(noun) mum

Örnek:

She lit a candle to create a cozy atmosphere.
Sıcak bir atmosfer yaratmak için bir mum yaktı.

present

/ˈprez.ənt/

(noun) hediye, armağan, şimdiki zaman;

(adjective) mevcut, şimdiki;

(verb) sunmak, takdim etmek, vermek

Örnek:

She received a beautiful present for her birthday.
Doğum günü için güzel bir hediye aldı.

wrap

/ræp/

(verb) sarmak, paketlemek, bitirmek;

(noun) şal, örtü, dürüm

Örnek:

She decided to wrap the gift in colorful paper.
Hediyeyi renkli kağıda sarmaya karar verdi.

gather

/ˈɡæð.ɚ/

(verb) toplamak, bir araya gelmek, anlamak;

(noun) büzgü, kıvrım

Örnek:

A crowd began to gather outside the building.
Binanın dışında bir kalabalık toplanmaya başladı.

participate

/pɑːrˈtɪs.ə.peɪt/

(verb) katılmak, iştirak etmek

Örnek:

Everyone is encouraged to participate in the discussion.
Herkesin tartışmaya katılması teşvik edilir.

host

/hoʊst/

(noun) ev sahibi, çok sayıda, kalabalık;

(verb) ev sahipliği yapmak, sunmak, barındırmak

Örnek:

Our host greeted us warmly at the door.
Ev sahibimiz bizi kapıda sıcak bir şekilde karşıladı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren