Avatar of Vocabulary Set B1 - Kişisel Özellikler 2

B1 Seviyesi İçinde B1 - Kişisel Özellikler 2 Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'B1 Seviyesi' içinde 'B1 - Kişisel Özellikler 2' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

nature

/ˈneɪ.tʃɚ/

(noun) doğa, karakter, öz

Örnek:

Let's go for a walk in nature.
Doğada yürüyüşe çıkalım.

individual

/ˌɪn.dəˈvɪdʒ.u.əl/

(noun) birey, kişi;

(adjective) bireysel, ayrı, özgün

Örnek:

Every individual has the right to express their opinion.
Her bireyin kendi fikrini ifade etme hakkı vardır.

horrible

/ˈhɔːr.ə.bəl/

(adjective) korkunç, dehşet verici, berbat

Örnek:

The accident was a horrible sight.
Kaza korkunç bir manzaraydı.

dependent

/dɪˈpen.dənt/

(adjective) bağlı, tabi, bağımlı;

(noun) bakmakla yükümlü olunan kişi, bağımlı

Örnek:

The success of the project is dependent on teamwork.
Projenin başarısı ekip çalışmasına bağlıdır.

organized

/ˈɔːr.ɡən.aɪzd/

(adjective) düzenli, organize, verimli;

(past participle) düzenledi, organize etti

Örnek:

Her desk is always very organized.
Masası her zaman çok düzenli.

outgoing

/ˈaʊt.ɡoʊ.ɪŋ/

(adjective) dışa dönük, sosyal, giden

Örnek:

She's a very outgoing person who loves meeting new people.
Yeni insanlarla tanışmayı seven çok dışa dönük bir insan.

pretend

/prɪˈtend/

(verb) gibi yapmak, numara yapmak, iddia etmek

Örnek:

He likes to pretend he's a superhero.
Süper kahramanmış gibi davranmayı sever.

quality

/ˈkwɑː.lə.t̬i/

(noun) kalite, nitelik, özellik;

(adjective) kaliteli, mükemmel

Örnek:

The hotel offers high-quality service.
Otel yüksek kaliteli hizmet sunmaktadır.

characteristic

/ˌker.ək.təˈrɪs.tɪk/

(noun) özellik, nitelik;

(adjective) karakteristik, tipik

Örnek:

One characteristic of a good leader is integrity.
İyi bir liderin bir özelliği dürüstlüktür.

personal

/ˈpɝː.sən.əl/

(adjective) kişisel, özel, kendi yapımı

Örnek:

This is my personal opinion.
Bu benim kişisel görüşüm.

relaxed

/rɪˈlækst/

(adjective) rahatlamış, gevşemiş, gevşek

Örnek:

She felt completely relaxed after her yoga session.
Yoga seansından sonra kendini tamamen rahatlamış hissetti.

easy

/ˈiː.zi/

(adjective) kolay, basit, rahat;

(adverb) kolayca, rahatça;

(exclamation) sakin ol, yavaşça

Örnek:

The test was surprisingly easy.
Sınav şaşırtıcı derecede kolaydı.

reliable

/rɪˈlaɪ.ə.bəl/

(adjective) güvenilir, sağlam

Örnek:

She is a very reliable employee.
Çok güvenilir bir çalışandır.

wise

/waɪz/

(adjective) akıllı, bilge, akıllıca;

(suffix) açısından, bakımından

Örnek:

She gave me some wise advice about my career.
Kariyerim hakkında bana bazı akıllıca tavsiyeler verdi.

slow

/sloʊ/

(adjective) yavaş, anlayışı kıt;

(adverb) yavaşça;

(verb) yavaşlatmak, hızını azaltmak

Örnek:

The car was going too slow.
Araba çok yavaş gidiyordu.

trick

/trɪk/

(noun) numara, hile, beceri;

(verb) kandırmak, atlatmak

Örnek:

He played a clever trick on his friends.
Arkadaşlarına zekice bir numara yaptı.

weak

/wiːk/

(adjective) zayıf, güçsüz, ikna edici olmayan

Örnek:

After the illness, he felt very weak.
Hastalık sonrası kendini çok zayıf hissetti.

mean

/miːn/

(verb) anlamına gelmek, kastetmek, niyet etmek;

(adjective) kaba, zalim, cimri;

(noun) ortalama

Örnek:

What do you mean by that?
Bununla ne kastediyorsun?

childish

/ˈtʃaɪl.dɪʃ/

(adjective) çocuksu, çocukça

Örnek:

She has a very childish handwriting.
Çok çocuksu bir el yazısı var.

loyal

/ˈlɔɪ.əl/

(adjective) sadık, vefalı

Örnek:

He is a loyal friend who always stands by me.
O, her zaman yanımda olan sadık bir arkadaş.

open

/ˈoʊ.pən/

(adjective) açık, örtüsüz, açık sözlü;

(verb) açmak, başlamak;

(adverb) açık;

(noun) açık alan, açıklık

Örnek:

The door was open.
Kapı açıktı.

evil

/ˈiː.vəl/

(adjective) kötü, şeytani;

(noun) kötülük, şer

Örnek:

The villain committed many evil deeds.
Kötü adam birçok kötü iş yaptı.

responsible

/rɪˈspɑːn.sə.bəl/

(adjective) sorumlu, neden olan, güvenilir

Örnek:

You are responsible for your own actions.
Kendi eylemlerinizden siz sorumlusunuz.

mysterious

/mɪˈstɪr.i.əs/

(adjective) gizemli, esrarengiz, anlaşılmaz

Örnek:

The disappearance of the ancient artifact remains a mysterious case.
Antik eserin kaybolması gizemli bir vaka olmaya devam ediyor.

determined

/dɪˈtɝː.mɪnd/

(adjective) kararlı, azimli;

(verb) belirlenmiş, tespit edilmiş

Örnek:

She was determined to succeed.
Başarılı olmaya kararlıydı.

concern

/kənˈsɝːn/

(noun) endişe, ilgi, işletme;

(verb) ilgili olmak, alakalı olmak, endişelendirmek

Örnek:

The safety of the children is my main concern.
Çocukların güvenliği benim asıl endişemdir.

appreciate

/əˈpriː.ʃi.eɪt/

(verb) takdir etmek, değerini bilmek, anlamak

Örnek:

I really appreciate your help.
Yardımınızı gerçekten takdir ediyorum.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren