A2 Seviyesi İçinde A2 - Bilim ve Doğal Dünya Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'A2 Seviyesi' içinde 'A2 - Bilim ve Doğal Dünya' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(noun) atom, zerre, gram
Örnek:
(noun) organizma, canlı, sistem
Örnek:
(noun) kimyasal, kimyasal madde;
(adjective) kimyasal
Örnek:
(noun) gaz, benzin, yakıt;
(verb) gaza basmak, benzin doldurmak
Örnek:
(noun) sıvı;
(adjective) sıvı, likit, nakit
Örnek:
(adjective) katı, sağlam, iyi;
(noun) katı, katı madde;
(adverb) tamamen, sağlamca
Örnek:
(noun) malzeme, madde, materyal;
(adjective) maddi, önemli
Örnek:
(noun) madde, öz, esas
Örnek:
(adjective) elektrikli, elektrik üreten, heyecan verici
Örnek:
(adjective) gerçek, hakiki, samimi;
(adverb) gerçekten, çok
Örnek:
(adjective) sistematik, düzenli, rutin
Örnek:
(noun) metal, heavy metal;
(verb) metal kaplamak, metal ile süslemek
Örnek:
(noun) plastik;
(adjective) plastik, esnek, yapmacık
Örnek:
(noun) demir, ütü;
(verb) ütülemek;
(adjective) demir
Örnek:
(noun) altın, altın rengi, sarı;
(adjective) altın, altın rengi, sarı
Örnek:
(noun) gümüş, gümüş para;
(adjective) gümüş, gümüş rengi;
(verb) gümüşlemek, gümüşle kaplamak
Örnek:
(noun) karbon, karbon kağıdı
Örnek:
(noun) oksijen
Örnek:
(noun) kimyasal element
Örnek:
(noun) taş, çekirdek, tohum;
(verb) çekirdeğini çıkarmak
Örnek:
(noun) araştırma, inceleme;
(verb) araştırmak, incelemek
Örnek:
(noun) yöntem, metot
Örnek:
(noun) örnek, model
Örnek:
(verb) icat etmek, bulmak, uydurmak
Örnek:
(noun) mucit
Örnek:
(verb) keşfetmek, bulmak, öğrenmek
Örnek:
(noun) keşif, buluntu, keşfedilen şey
Örnek:
(noun) laboratuvar, labrador
Örnek:
(noun) alet, araç, kukla;
(verb) donatmak, aletle sağlamak
Örnek:
(noun) gerçek, olgu, bilgi
Örnek:
(noun) neden, sebep, akıl;
(verb) akıl yürütmek, mantık yürütmek
Örnek:
(noun) teknoloji, ekipman
Örnek:
(noun) veri, bilgi
Örnek:
(noun) odak, merkez, netlik;
(verb) odaklanmak, yoğunlaşmak, odaklamak
Örnek:
(noun) ses, gürültü, boğaz;
(verb) ses çıkarmak, çalmak, görünmek;
(adjective) sağlam, sağlıklı, mantıklı;
(adverb) derin, tamamen
Örnek: