Avatar of Vocabulary Set A0 - Okulda

A0 - Yeni Başlayanlar İçin Kelime Bilgisi İçinde A0 - Okulda Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'A0 - Yeni Başlayanlar İçin Kelime Bilgisi' içinde 'A0 - Okulda' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

ruler

/ˈruː.lɚ/

(noun) hükümdar, yönetici, cetvel

Örnek:

The benevolent ruler was loved by all his subjects.
Hayırsever hükümdar tüm tebaası tarafından seviliyordu.

pencil

/ˈpen.səl/

(noun) kurşun kalem;

(verb) kurşun kalemle yazmak, geçici olarak planlamak

Örnek:

Can I borrow your pencil for a moment?
Kalemini bir dakikalığına ödünç alabilir miyim?

pen

/pen/

(noun) kalem, ağıl, kümes;

(verb) yazmak, kaleme almak, ağıla kapatmak

Örnek:

Can I borrow your pen for a moment?
Kalemini bir dakikalığına ödünç alabilir miyim?

eraser

/ɪˈreɪ.sɚ/

(noun) silgi

Örnek:

Can I borrow your eraser to correct this mistake?
Bu hatayı düzeltmek için silgini ödünç alabilir miyim?

book

/bʊk/

(noun) kitap, defter, kayıt;

(verb) ayırtmak, rezervasyon yapmak, kaydetmek

Örnek:

I'm reading a fascinating book about ancient history.
Antik tarih hakkında büyüleyici bir kitap okuyorum.

board

/bɔːrd/

(noun) tahta, levha, yönetim kurulu;

(verb) binmek, gemiye binmek, yatılı kalacak yer sağlamak

Örnek:

He nailed the loose board back into place.
Gevşek tahtayı yerine çaktı.

teacher

/ˈtiː.tʃɚ/

(noun) öğretmen, eğitmen

Örnek:

My favorite teacher is Mrs. Davis.
En sevdiğim öğretmen Bayan Davis.

alphabet

/ˈæl.fə.bet/

(noun) alfabe

Örnek:

The English alphabet has 26 letters.
İngiliz alfabesi 26 harften oluşur.

class

/klæs/

(noun) sınıf, ders, kurs;

(verb) sınıflandırmak, kategorize etmek;

(adjective) şık, klas

Örnek:

The teacher greeted the class.
Öğretmen sınıfı selamladı.

classroom

/ˈklæs.ruːm/

(noun) sınıf, derslik

Örnek:

The teacher decorated the classroom with colorful posters.
Öğretmen sınıfı renkli posterlerle süsledi.

desk

/desk/

(noun) masa, çalışma masası, departman

Örnek:

She sat down at her desk and started working.
Masasına oturdu ve çalışmaya başladı.

keyboard

/ˈkiː.bɔːrd/

(noun) klavye, tuşlu çalgı;

(verb) klavyeden girmek, yazmak

Örnek:

I need a new keyboard for my computer.
Bilgisayarım için yeni bir klavyeye ihtiyacım var.

computer

/kəmˈpjuː.t̬ɚ/

(noun) bilgisayar

Örnek:

I need to buy a new computer for work.
İş için yeni bir bilgisayar almam gerekiyor.

mouse

/maʊs/

(noun) fare;

(verb) fareyle hareket ettirmek, fare kullanmak

Örnek:

A tiny mouse scurried across the floor.
Küçük bir fare zeminde hızla koştu.

close

/kloʊz/

(verb) kapatmak, örtmek, bitirmek;

(adjective) yakın, samimi, benzer;

(adverb) yakın, bitişik

Örnek:

Please close the door when you leave.
Lütfen çıkarken kapıyı kapatın.

open

/ˈoʊ.pən/

(adjective) açık, örtüsüz, açık sözlü;

(verb) açmak, başlamak;

(adverb) açık;

(noun) açık alan, açıklık

Örnek:

The door was open.
Kapı açıktı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren