Avatar of Vocabulary Set Kozmetik

Kişisel Bakım İçinde Kozmetik Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Kişisel Bakım' içinde 'Kozmetik' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

blusher

/ˈblʌʃ.ɚ/

(noun) allık, blusher

Örnek:

She applied a light touch of blusher to her cheekbones.
Elmacık kemiklerine hafifçe allık sürdü.

concealer

/kənˈsiː.lɚ/

(noun) kapatıcı

Örnek:

She applied concealer under her eyes to hide her dark circles.
Göz altındaki koyu halkalarını gizlemek için kapatıcı sürdü.

eyebrow pencil

/ˈaɪ.braʊ ˌpen.səl/

(noun) kaş kalemi

Örnek:

She used an eyebrow pencil to perfect her arches.
Kaşlarını mükemmelleştirmek için bir kaş kalemi kullandı.

eyeliner

/ˈaɪˌlaɪ.nɚ/

(noun) eyeliner, göz kalemi

Örnek:

She carefully applied her liquid eyeliner.
Sıvı eyeliner'ını dikkatlice sürdü.

eyeshadow

/ˈaɪ.ʃæd.oʊ/

(noun) far, göz farı

Örnek:

She applied a shimmery blue eyeshadow to her eyelids.
Göz kapaklarına ışıltılı mavi far sürdü.

face powder

/ˈfeɪs ˌpaʊ.dər/

(noun) yüz pudrası, pudra

Örnek:

She lightly dusted her nose with face powder.
Burnuna hafifçe yüz pudrası sürdü.

liner

/ˈlaɪ.nɚ/

(noun) liner, yolcu gemisi, yolcu uçağı

Örnek:

The luxury liner sailed across the Atlantic.
Lüks gemi Atlantik'i geçti.

lip balm

/ˈlɪp bɑːm/

(noun) dudak balmı, dudak kremi

Örnek:

She always carries lip balm in her purse to keep her lips soft.
Dudaklarını yumuşak tutmak için çantasında her zaman dudak balmı taşır.

lip gloss

/ˈlɪp ɡlɔːs/

(noun) dudak parlatıcısı

Örnek:

She applied a clear lip gloss to her lips.
Dudaklarına şeffaf bir dudak parlatıcısı sürdü.

lip liner

/ˈlɪp ˌlaɪ.nər/

(noun) dudak kalemi, dudak çerçevesi

Örnek:

She used a nude lip liner to create a natural look.
Doğal bir görünüm yaratmak için nude bir dudak kalemi kullandı.

lipstick

/ˈlɪp.stɪk/

(noun) ruj

Örnek:

She applied a bright red lipstick before going out.
Dışarı çıkmadan önce parlak kırmızı bir ruj sürdü.

mascara

/mæsˈker.ə/

(noun) maskara

Örnek:

She applied a coat of mascara to her lashes.
Kirpiklerine bir kat maskara sürdü.

powder puff

/ˈpaʊ.dər ˌpʌf/

(noun) pudra ponponu, pudra pufu, zayıf

Örnek:

She dabbed her face with a powder puff.
Yüzüne bir pudra ponponu ile hafifçe vurdu.

primer

/ˈpraɪ.mɚ/

(noun) astar, primer, kapsül

Örnek:

Apply a coat of primer before painting the wall.
Duvarı boyamadan önce bir kat astar uygulayın.

foundation

/faʊnˈdeɪ.ʃən/

(noun) temel, kuruluş, prensip

Örnek:

The house has a strong concrete foundation.
Evin güçlü bir beton temeli var.

blush

/blʌʃ/

(verb) kızarmak, utanmak;

(noun) kızarıklık, utanma

Örnek:

She blushed when he complimented her dress.
Elbisesini iltifat ettiğinde kızardı.

bb cream

/ˌbiː.biː ˈkriːm/

(noun) BB krem, güzellik kremi

Örnek:

She applies BB cream every morning for light coverage and hydration.
Her sabah hafif kapatıcılık ve nemlendirme için BB krem sürer.

highlighter

/ˈhaɪˌlaɪ.t̬ɚ/

(noun) fosforlu kalem, vurgulayıcı, aydınlatıcı

Örnek:

She used a yellow highlighter to mark the key points in her textbook.
Ders kitabındaki ana noktaları işaretlemek için sarı bir fosforlu kalem kullandı.

bronzer

/ˈbrɑːn.zɚ/

(noun) bronzlaştırıcı

Örnek:

She applied bronzer to her cheekbones for a healthy glow.
Sağlıklı bir ışıltı için elmacık kemiklerine bronzlaştırıcı sürdü.

scissors

/ˈsɪz.ɚz/

(plural noun) makas

Örnek:

Could you pass me the scissors?
Bana makası uzatır mısın?

tweezers

/ˈtwiː.zɚz/

(plural noun) cımbız

Örnek:

She used tweezers to pluck her eyebrows.
Kaşlarını almak için cımbız kullandı.

cotton ball

/ˈkɑːt.ən ˌbɑːl/

(noun) pamuk topu, pamuk

Örnek:

She used a cotton ball to apply antiseptic to the cut.
Kesik yere antiseptik sürmek için bir pamuk topu kullandı.

bindi

/ˈbɪn.di/

(noun) bindi

Örnek:

She adorned her forehead with a beautiful red bindi.
Alnını güzel bir kırmızı bindi ile süsledi.

compact

/kəmˈpækt/

(adjective) kompakt, yoğun;

(noun) pudra kutusu, kompakt;

(verb) sıkıştırmak, yoğunlaştırmak

Örnek:

The car has a compact design, making it easy to park.
Araba kompakt bir tasarıma sahip, bu da park etmeyi kolaylaştırıyor.

greasepaint

/ˈɡriːs.peɪnt/

(noun) sahne makyajı, yağlı boya makyajı

Örnek:

The clown applied thick layers of greasepaint to his face.
Palyaço yüzüne kalın katmanlar sahne makyajı sürdü.

kohl

/koʊl/

(noun) sürme, kohl

Örnek:

She applied kohl to her eyes, enhancing their natural beauty.
Gözlerine sürme sürerek doğal güzelliklerini artırdı.

pancake

/ˈpæn.keɪk/

(noun) krep, pankek;

(verb) ezmek, yassılaştırmak

Örnek:

She made a stack of fluffy pancakes for breakfast.
Kahvaltı için bir yığın kabarık krep yaptı.

talc

/tælk/

(noun) talk, talk pudrası

Örnek:

The sculptor used talc to create a smooth finish on the stone.
Heykeltıraş, taşa pürüzsüz bir yüzey kazandırmak için talk kullandı.

rouge

/ruːʒ/

(noun) allık, ruj;

(verb) allık sürmek, ruj sürmek

Örnek:

She applied a touch of rouge to her cheeks.
Yanaklarına biraz allık sürdü.

talcum powder

/ˈtæl.kəm ˌpaʊ.dər/

(noun) talk pudrası

Örnek:

She dusted the baby with talcum powder after the bath.
Banyodan sonra bebeğe talk pudrası sürdü.

applicator

/ˈæp.lə.keɪ.t̬ɚ/

(noun) aplikatör, uygulayıcı

Örnek:

She used a cotton swab as an applicator for the ointment.
Merhem için pamuklu çubuğu uygulayıcı olarak kullandı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren