Avatar of Vocabulary Set TV ve Radyo

Medya İçinde TV ve Radyo Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Medya' içinde 'TV ve Radyo' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

receiver

/rɪˈsiː.vɚ/

(noun) alıcı, teslim alan, radyo

Örnek:

The receiver of the gift was very happy.
Hediyenin alıcısı çok mutluydu.

converter

/kənˈvɝː.t̬ɚ/

(noun) dönüştürücü, çevirici

Örnek:

This power converter allows you to use your electronics abroad.
Bu güç dönüştürücü, elektronik cihazlarınızı yurt dışında kullanmanızı sağlar.

contrast

/ˈkɑːn.træst/

(noun) kontrast, zıtlık;

(verb) karşılaştırmak, zıtlaştırmak

Örnek:

The white walls provided a stark contrast to the dark furniture.
Beyaz duvarlar, koyu renk mobilyalarla keskin bir kontrast oluşturuyordu.

remote control

/rɪˌmoʊt kənˈtroʊl/

(noun) uzaktan kumanda

Örnek:

Can you pass me the remote control for the TV?
Bana televizyonun uzaktan kumandasını uzatır mısın?

screen

/skriːn/

(noun) ekran, paravan, perde;

(verb) göstermek, yayınlamak, elekten geçirmek

Örnek:

The movie was projected onto a large screen.
Film büyük bir ekrana yansıtıldı.

tuner

/ˈtuː.nɚ/

(noun) tüner, alıcı, akort aleti

Örnek:

He connected the antenna to the tuner to improve reception.
Anteni tünere bağlayarak çekimi iyileştirdi.

volume

/ˈvɑːl.juːm/

(noun) hacim, kapasite, ses

Örnek:

The volume of the box is 10 cubic meters.
Kutunun hacmi 10 metreküptür.

hdtv

/eɪtʃˌdiː.tiːˈviː/

(noun) HDTV, yüksek çözünürlüklü televizyon

Örnek:

We just bought a new HDTV for our living room.
Oturma odamız için yeni bir HDTV aldık.

crt

/ˌsiː.ɑːrˈtiː/

(abbreviation) katot ışın tüpü, CRT monitör

Örnek:

Many old computers used CRT monitors.
Birçok eski bilgisayar CRT monitörler kullanıyordu.

antenna

/ænˈten.ə/

(noun) anten, duyarga

Örnek:

The old television had a rabbit-ear antenna.
Eski televizyonun tavşan kulaklı bir anteni vardı.

speaker

/ˈspiː.kɚ/

(noun) konuşmacı, hatip, hoparlör

Örnek:

The main speaker at the conference was a renowned scientist.
Konferansın ana konuşmacısı ünlü bir bilim insanıydı.

cable television

/ˈkeɪ.bəl ˌtel.ə.vɪʒ.ən/

(noun) kablolu televizyon

Örnek:

Many households in the area subscribe to cable television.
Bölgedeki birçok hane kablolu televizyona abone.

satellite television

/ˈsæt.əl.aɪt ˈtel.ə.vɪʒ.ən/

(noun) uydu televizyonu, uydu TV

Örnek:

We installed satellite television last month.
Geçen ay uydu televizyonu kurduk.

hdmi

/ˌeɪtʃ.diː.emˈaɪ/

(abbreviation) Yüksek Çözünürlüklü Multimedya Arayüzü

Örnek:

Make sure your TV has an HDMI port for the best picture quality.
En iyi görüntü kalitesi için TV'nizin bir HDMI bağlantı noktasına sahip olduğundan emin olun.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren