Avatar of Vocabulary Set İnternet

Medya İçinde İnternet Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Medya' içinde 'İnternet' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

connectivity

/ˌkɑː.nekˈtɪv.ə.t̬i/

(noun) bağlantı, bağlanabilirlik, bağlantılılık

Örnek:

The hotel offers free Wi-Fi connectivity to all guests.
Otel tüm konuklara ücretsiz Wi-Fi bağlantısı sunmaktadır.

Internet service provider

/ˈɪntərˌnɛt ˈsɜrvɪs prəˈvaɪdər/

(noun) İnternet servis sağlayıcısı, ISS

Örnek:

I need to call my Internet service provider because my Wi-Fi isn't working.
Wi-Fi'm çalışmadığı için İnternet servis sağlayıcımı aramalıyım.

IP address

/ˌaɪˈpiː ˈædres/

(noun) IP adresi

Örnek:

Every device connected to the internet has an IP address.
İnternete bağlı her cihazın bir IP adresi vardır.

bandwidth

/ˈbænd.wɪtθ/

(noun) bant genişliği, zihinsel kapasite, zaman

Örnek:

The internet connection has high bandwidth.
İnternet bağlantısı yüksek bant genişliğine sahip.

DNS

/ˌdiː.enˈes/

(abbreviation) DNS, Alan Adı Sistemi

Örnek:

When you type a website address, DNS translates it into an IP address.
Bir web sitesi adresi yazdığınızda, DNS onu bir IP adresine çevirir.

ADSL

/ˌeɪ.diː.esˈel/

(abbreviation) ADSL, Asimetrik Sayısal Abone Hattı

Örnek:

Our internet connection uses ADSL.
İnternet bağlantımız ADSL kullanıyor.

VPN

/ˌviː.piːˈen/

(abbreviation) VPN, sanal özel ağ

Örnek:

I use a VPN to protect my online privacy.
Çevrimiçi gizliliğimi korumak için bir VPN kullanıyorum.

broadband

/ˈbrɑːd.bænd/

(noun) geniş bant;

(adjective) geniş bant

Örnek:

We need a faster broadband connection for our office.
Ofisimiz için daha hızlı bir geniş bant bağlantısına ihtiyacımız var.

connection

/kəˈnek.ʃən/

(noun) bağlantı, ilişki, eklem

Örnek:

There's a strong connection between diet and health.
Diyet ve sağlık arasında güçlü bir bağlantı var.

VoIP

/vɔɪp/

(abbreviation) VoIP, İnternet Protokolü Üzerinden Ses

Örnek:

Many businesses are switching to VoIP for their communication needs.
Birçok işletme iletişim ihtiyaçları için VoIP'e geçiyor.

Internet access

/ˈɪn.tər.net ˈæk.ses/

(noun) internet erişimi

Örnek:

Do you have Internet access at your hotel?
Otelinizde internet erişimi var mı?

hotspot

/ˈhɑːt.spɑːt/

(noun) uğrak yeri, sıcak nokta, Wi-Fi hotspot

Örnek:

The city center is a hotspot for tourists.
Şehir merkezi turistler için bir uğrak yeridir.

phishing

/ˈfɪʃ.ɪŋ/

(noun) kimlik avı, oltalama

Örnek:

Be careful of phishing emails that ask for your bank details.
Banka bilgilerinizi isteyen kimlik avı e-postalarına dikkat edin.

access provider

/ˈæk.ses prəˌvaɪ.dər/

(noun) erişim sağlayıcı, internet servis sağlayıcısı

Örnek:

Our internet access provider offers high-speed connections.
İnternet erişim sağlayıcımız yüksek hızlı bağlantılar sunuyor.

address

/ˈæd.res/

(noun) adres, konuşma, hitap;

(verb) hitap etmek, ele almak, adreslemek

Örnek:

Please write your name and address on the form.
Lütfen adınızı ve adresinizi forma yazın.

carrier

/ˈker.i.ɚ/

(noun) taşıyıcı, nakliyeci, operatör

Örnek:

The mail carrier delivered the package.
Posta taşıyıcısı paketi teslim etti.

netiquette

/ˈnet̬.ɪ.ket/

(noun) netiket, internet görgü kuralları

Örnek:

Always follow proper netiquette when posting in online forums.
Çevrimiçi forumlarda gönderi paylaşırken her zaman doğru netiket kurallarına uyun.

netizen

/ˈnet̬.ə.zən/

(noun) internet kullanıcısı, netizen

Örnek:

The article sparked a heated debate among netizens.
Makale, internet kullanıcıları arasında hararetli bir tartışma başlattı.

net surfer

/ˈnet ˌsɜːr.fər/

(noun) internet kullanıcısı, net sörfçüsü

Örnek:

As a dedicated net surfer, she always knows the latest online trends.
Adanmış bir internet kullanıcısı olarak, her zaman en son çevrimiçi trendleri bilir.

newsgroup

/ˈnuːz.ɡruːp/

(noun) haber grubu, çevrimiçi tartışma forumu

Örnek:

I found a lot of useful information in that old newsgroup archive.
O eski haber grubu arşivinde çok faydalı bilgi buldum.

newswire

/ˈnuːzwaɪər/

(noun) haber ajansı, haber servisi

Örnek:

The breaking story was distributed via the newswire.
Son dakika haberi haber ajansı aracılığıyla dağıtıldı.

http

/ˌeɪtʃ.tiː.tiːˈpiː/

(abbreviation) Köprü Metni Aktarım Protokolü

Örnek:

Make sure the URL starts with http:// for a standard web page.
Standart bir web sayfası için URL'nin http:// ile başladığından emin olun.

cdn

/ˌsiː.diːˈen/

(abbreviation) İçerik Dağıtım Ağı, CDN

Örnek:

We use a CDN to ensure fast loading times for our website.
Web sitemizin hızlı yüklenmesini sağlamak için bir CDN kullanıyoruz.

network

/ˈnet.wɝːk/

(noun) ağ, şebeke, bilgisayar ağı;

(verb) ağa bağlamak, iletişim kurmak

Örnek:

The city has a complex network of roads.
Şehrin karmaşık bir yol ağı var.

the Internet

/ˈɪn.tər.net/

(noun) İnternet, ağ

Örnek:

I found the information I needed on the Internet.
İhtiyacım olan bilgiyi İnternet'te buldum.

chat

/tʃæt/

(verb) sohbet etmek, muhabbet etmek;

(noun) sohbet, muhabbet

Örnek:

We spent hours chatting about everything.
Her şey hakkında saatlerce sohbet ettik.

web chat

/ˈweb tʃæt/

(noun) web sohbeti, çevrimiçi sohbet

Örnek:

I had a long web chat with my friend who lives abroad.
Yurt dışında yaşayan arkadaşımla uzun bir web sohbeti yaptım.

chat room

/ˈtʃæt ruːm/

(noun) sohbet odası, chat odası

Örnek:

She spends hours every day in a chat room, talking to people from all over the world.
Her gün saatlerce bir sohbet odasında, dünyanın her yerinden insanlarla konuşuyor.

teleconference

/ˈtel.əˌkɑːn.fɚ.əns/

(noun) telekonferans;

(verb) telekonferans yapmak

Örnek:

We held a teleconference with our team in London.
Londra'daki ekibimizle bir telekonferans düzenledik.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren