Avatar of Vocabulary Set Kuruyemişler ve Tohumlar

İçindekiler İçinde Kuruyemişler ve Tohumlar Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'İçindekiler' içinde 'Kuruyemişler ve Tohumlar' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

almond

/ˈɑːl.mənd/

(noun) badem, badem ağacı;

(adjective) badem rengi

Örnek:

She added sliced almonds to the salad for extra crunch.
Salataya ekstra çıtırlık için dilimlenmiş badem ekledi.

cashew

/ˈkæʃ.uː/

(noun) kaju

Örnek:

She added cashews to her stir-fry for extra crunch.
Ekstra çıtırlık için kızartmasına kaju ekledi.

chestnut

/ˈtʃes.nʌt/

(noun) kestane, kestane ağacı, kestane rengi;

(adjective) kestane rengi

Örnek:

Roasted chestnuts are a popular snack in winter.
Kavrulmuş kestane kışın popüler bir atıştırmalıktır.

coconut

/ˈkoʊ.kə.nʌt/

(noun) hindistan cevizi

Örnek:

She cracked open a fresh coconut and drank the water.
Taze bir hindistan cevizi kırdı ve suyunu içti.

hazelnut

/ˈheɪ.zəl.nʌt/

(noun) fındık

Örnek:

She added chopped hazelnuts to the cookie dough.
Kurabiye hamuruna doğranmış fındık ekledi.

macadamia nut

/ˌmæk.əˈdeɪ.mi.ə nʌt/

(noun) makademya fıstığı

Örnek:

She added chopped macadamia nuts to the cookie dough.
Kurabiye hamuruna doğranmış makademya fıstığı ekledi.

peanut

/ˈpiː.nʌt/

(noun) fıstık, yer fıstığı, önemsiz şey

Örnek:

I love eating roasted peanuts as a snack.
Kavrulmuş fıstık yemeyi atıştırmalık olarak severim.

pecan

/pɪːˈkɑːn/

(noun) pikan, pikan cevizi

Örnek:

She baked a delicious pecan pie for dessert.
Tatlı için lezzetli bir pikan turtası pişirdi.

pine nut

/ˈpaɪn nʌt/

(noun) çam fıstığı

Örnek:

Add pine nuts to your pesto for a richer flavor.
Daha zengin bir lezzet için pestonuza çam fıstığı ekleyin.

pistachio

/pɪˈstæʃ.i.oʊ/

(noun) fıstık, Antep fıstığı

Örnek:

She loves ice cream with pistachio nuts.
Fıstıklı dondurmayı çok sever.

walnut

/ˈwɑːl.nʌt/

(noun) ceviz, ceviz ağacı

Örnek:

She cracked a walnut and ate the kernel.
Bir ceviz kırdı ve içini yedi.

soybean

/ˈsɔɪ.biːn/

(noun) soya fasulyesi

Örnek:

Soybeans are a major source of protein for many vegetarians.
Soya fasulyesi birçok vejetaryen için önemli bir protein kaynağıdır.

black walnut

/ˌblæk ˈwɑːl.nʌt/

(noun) kara ceviz, kara ceviz ağacı

Örnek:

The furniture was crafted from solid black walnut.
Mobilya masif kara ceviz ağacından yapılmıştı.

Brazil nut

/brəˈzɪl nʌt/

(noun) Brezilya fındığı

Örnek:

She cracked open a Brazil nut and ate the creamy kernel.
Bir Brezilya fındığı kırdı ve kremalı içini yedi.

butternut squash

/ˈbʌt.ər.nʌt ˌskwɑːʃ/

(noun) bal kabağı, butternut kabağı

Örnek:

Roast the butternut squash with herbs for a delicious side dish.
Lezzetli bir garnitür için bal kabağını otlarla birlikte kavurun.

filbert

/ˈfɪl.bɚt/

(noun) fındık, filbert

Örnek:

She cracked open a filbert and enjoyed its rich, nutty flavor.
Bir fındık kırdı ve zengin, fındıksı tadının keyfini çıkardı.

acorn

/ˈeɪ.kɔːrn/

(noun) palamut

Örnek:

Squirrels bury acorns for winter.
Sincaplar kış için palamut gömerler.

jackfruit

/ˈdʒæk.fruːt/

(noun) jak meyvesi

Örnek:

The unripe jackfruit is often used as a meat substitute in vegan dishes.
Olgunlaşmamış jak meyvesi, vegan yemeklerde genellikle et alternatifi olarak kullanılır.

sesame seed

/ˈses.ə.mi ˌsiːd/

(noun) susam tohumu, susam

Örnek:

Sprinkle sesame seeds on top of the bread before baking.
Ekmek pişirmeden önce üzerine susam tohumu serpin.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren