Avatar of Vocabulary Set Masalar ve Çalışma Masaları

Ev ve Bahçe İçinde Masalar ve Çalışma Masaları Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Ev ve Bahçe' içinde 'Masalar ve Çalışma Masaları' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

table

/ˈteɪ.bəl/

(noun) masa, tablo, liste;

(verb) ertelemek, gündeme getirmek

Örnek:

We gathered around the kitchen table for dinner.
Akşam yemeği için mutfak masasının etrafında toplandık.

desk

/desk/

(noun) masa, çalışma masası, departman

Örnek:

She sat down at her desk and started working.
Masasına oturdu ve çalışmaya başladı.

breakfast bar

/ˈbrekfəst bɑːr/

(noun) kahvaltı barı, mutfak tezgahı

Örnek:

We usually have our coffee at the breakfast bar.
Kahvemizi genellikle kahvaltı barında içeriz.

card table

/ˈkɑːrd ˌteɪ.bəl/

(noun) iskambil masası

Örnek:

We set up the card table in the living room for our poker night.
Poker gecemiz için oturma odasına iskambil masası kurduk.

coffee table

/ˈkɑː.fi ˌteɪ.bəl/

(noun) sehpa, orta sehpa

Örnek:

She placed her cup of tea on the coffee table.
Çay fincanını sehpanın üzerine koydu.

counter

/ˈkaʊn.t̬ɚ/

(noun) tezgah, banko, sayaç;

(verb) karşı koymak, karşılık vermek;

(adjective) aykırı, karşıt;

(adverb) tersine, karşıt olarak

Örnek:

The cashier stood behind the counter.
Kasiyer tezgahın arkasında duruyordu.

dining table

/ˈdaɪnɪŋ ˌteɪbəl/

(noun) yemek masası

Örnek:

We gathered around the dining table for dinner.
Akşam yemeği için yemek masasının etrafında toplandık.

dressing table

/ˈdres.ɪŋ ˌteɪ.bəl/

(noun) tuvalet masası, makyaj masası

Örnek:

She sat at her dressing table to apply her makeup.
Makyajını yapmak için tuvalet masasına oturdu.

drop-leaf table

/ˈdrɑːp.liːf ˌteɪ.bəl/

(noun) açılır kapanır masa, katlanır masa

Örnek:

We bought a drop-leaf table for our small apartment to save space.
Küçük dairemiz için yer kazanmak amacıyla bir açılır kapanır masa aldık.

trestle table

/ˈtres.əl ˌteɪ.bəl/

(noun) sehpa masa, katlanır masa

Örnek:

We set up a long trestle table for the outdoor feast.
Açık hava ziyafeti için uzun bir sehpa masa kurduk.

bureau

/ˈbjʊr.oʊ/

(noun) şifonyer, çekmeceli dolap, büro

Örnek:

She neatly folded her sweaters and placed them in the top drawer of the bureau.
Kazaklarını düzenli bir şekilde katlayıp şifonyerin üst çekmecesine koydu.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren