Avatar of Vocabulary Set Tencere ve Fırın Gereçleri

Ev ve Bahçe İçinde Tencere ve Fırın Gereçleri Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Ev ve Bahçe' içinde 'Tencere ve Fırın Gereçleri' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

baking tray

/ˈbeɪ.kɪŋ ˌtreɪ/

(noun) fırın tepsisi, pişirme tepsisi

Örnek:

She placed the cookies on the baking tray before putting them in the oven.
Kurabiyeleri fırına koymadan önce fırın tepsisine yerleştirdi.

cake pan

/ˈkeɪk pæn/

(noun) kek kalıbı, fırın tepsisi

Örnek:

She greased the cake pan before pouring in the batter.
Hamuru dökmeden önce kek kalıbını yağladı.

casserole

/ˈkæs.ə.roʊl/

(noun) güveç, kaserol, güveç kabı

Örnek:

My grandmother makes the best chicken casserole.
Büyükannem en iyi tavuk güveci yapar.

double boiler

/ˌdʌb.əl ˈbɔɪ.lər/

(noun) çift kazan, benmari

Örnek:

Melt the chocolate in a double boiler to prevent burning.
Yanmayı önlemek için çikolatayı çift kazanda eritin.

frying pan

/ˈfraɪ.ɪŋ ˌpæn/

(noun) tava, kızartma tavası

Örnek:

She heated some oil in the frying pan.
Tavada biraz yağ ısıttı.

grill pan

/ˈɡrɪl pæn/

(noun) ızgara tavası

Örnek:

I cooked the chicken on the grill pan to get those nice char marks.
Tavuğu o güzel ızgara izlerini almak için ızgara tavasında pişirdim.

lid

/lɪd/

(noun) kapak, göz kapağı

Örnek:

Please put the lid back on the pot.
Lütfen kapağı tencerenin üzerine geri koyun.

mixing bowl

/ˈmɪksɪŋ boʊl/

(noun) karıştırma kabı, yoğurma kabı

Örnek:

She used a large mixing bowl to prepare the cake batter.
Kek hamurunu hazırlamak için büyük bir karıştırma kabı kullandı.

mold

/moʊld/

(noun) küf, kalıp;

(verb) şekillendirmek, kalıba dökmek

Örnek:

There was green mold growing on the old bread.
Eski ekmeğin üzerinde yeşil küf vardı.

pan

/pæn/

(noun) tava, tencere, kap;

(verb) yerden yere vurmak, şiddetle eleştirmek, pan yapmak

Örnek:

Heat the oil in a large pan.
Yağı büyük bir tavada ısıtın.

pot

/pɑːt/

(noun) tencere, saksı, kap;

(verb) saksıya dikmek, tencereye koymak, cebe sokmak

Örnek:

She put the flowers in a beautiful clay pot.
Çiçekleri güzel bir kil saksıya koydu.

roaster

/ˈroʊ.stɚ/

(noun) kavurma tavası, kavurucu

Örnek:

The chef used a large roaster to cook the whole chicken.
Şef, bütün tavuğu pişirmek için büyük bir kavurma tavası kullandı.

saucepan

/ˈsɑː.spən/

(noun) tencere, sos tenceresi

Örnek:

She heated the soup in a small saucepan.
Çorbayı küçük bir tencerede ısıttı.

ramekin

/ˈræm.ə.kɪn/

(noun) ramekin, küçük fırın kabı

Örnek:

She baked individual soufflés in small ramekins.
Küçük ramekinlerde tek kişilik sufleler pişirdi.

wok

/wɑːk/

(noun) wok

Örnek:

She stir-fried vegetables in a large wok.
Büyük bir wokta sebzeleri soteledi.

cookie sheet

/ˈkʊk.i ˌʃiːt/

(noun) fırın tepsisi, kurabiye tepsisi

Örnek:

She placed the dough on the cookie sheet and put it in the oven.
Hamuru fırın tepsisine koyup fırına verdi.

cookie cutter

/ˈkʊk.i ˌkʌt.ər/

(noun) kurabiye kalıbı, kurabiye kesici;

(adjective) kalıplaşmış, tek tip, özgün olmayan

Örnek:

She used a star-shaped cookie cutter to make festive biscuits.
Şenlikli bisküviler yapmak için yıldız şeklinde bir kurabiye kalıbı kullandı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren