Avatar of Vocabulary Set Ekmek Çeşitleri

Yiyecekler ve İçecekler İçinde Ekmek Çeşitleri Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Yiyecekler ve İçecekler' içinde 'Ekmek Çeşitleri' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

bun

/bʌn/

(noun) çörek, topuz, saç topuzu

Örnek:

She ate a hot cross bun for breakfast.
Kahvaltıda bir hot cross çörek yedi.

French bread

/ˌfrentʃ ˈbred/

(noun) Fransız ekmeği, baget

Örnek:

We bought a fresh loaf of French bread for dinner.
Akşam yemeği için taze bir somun Fransız ekmeği aldık.

roll

/roʊl/

(verb) yuvarlanmak, dönmek, açmak;

(noun) rulo, ekmek, börek

Örnek:

The ball rolled down the hill.
Top tepeden aşağı yuvarlandı.

rusk

/rʌsk/

(noun) galeta, peksimet

Örnek:

The baby enjoyed gnawing on a teething rusk.
Bebek diş kaşıyıcı galetayı kemirmekten keyif aldı.

rye bread

/ˈraɪ breɪd/

(noun) çavdar ekmeği

Örnek:

She prefers sandwiches made with rye bread.
Sandviçlerini çavdar ekmeği ile yapmayı tercih ediyor.

sliced bread

/ˌslaɪst ˈbred/

(noun) dilimlenmiş ekmek, tost ekmeği, en iyi şey

Örnek:

She bought a loaf of sliced bread for sandwiches.
Sandviç için bir somun dilimlenmiş ekmek aldı.

cornbread

/ˈkɔːrn.bred/

(noun) mısır ekmeği

Örnek:

She served the chili with warm cornbread.
Acı biberi sıcak mısır ekmeği ile servis etti.

crispbread

/ˈkrɪsp.bred/

(noun) galeta, kıtır ekmek

Örnek:

She spread cream cheese on a piece of crispbread.
Bir parça galeta üzerine krem peynir sürdü.

white bread

/ˈwaɪt breɪd/

(noun) beyaz ekmek, sıkıcı, vasat

Örnek:

She prefers toast made with white bread for breakfast.
Kahvaltıda beyaz ekmekten yapılmış tost tercih ediyor.

tea bread

/ˈtiː brɛd/

(noun) çay ekmeği

Örnek:

My grandmother always bakes delicious tea bread for our afternoon visits.
Büyükannem öğleden sonraki ziyaretlerimiz için her zaman lezzetli çay ekmeği yapar.

quick bread

/kwɪk brɛd/

(noun) hızlı ekmek

Örnek:

She baked a delicious banana quick bread for breakfast.
Kahvaltı için lezzetli bir muzlu hızlı ekmek pişirdi.

fry bread

/ˈfraɪ brɛd/

(noun) kızarmış ekmek

Örnek:

We had delicious fry bread with honey at the cultural festival.
Kültür festivalinde ballı lezzetli kızarmış ekmek yedik.

brown bread

/ˌbraʊn ˈbred/

(noun) tam buğday ekmeği, esmer ekmek

Örnek:

I prefer sandwiches made with brown bread.
Tam buğday ekmeği ile yapılmış sandviçleri tercih ederim.

flatbread

/ˈflæt.bred/

(noun) yassı ekmek, pide

Örnek:

We had warm flatbread with hummus for dinner.
Akşam yemeğinde humuslu sıcak pide yedik.

baked goods

/ˈbeɪkt ɡʊdz/

(plural noun) unlu mamuller, fırın ürünleri

Örnek:

The aroma of fresh baked goods filled the bakery.
Taze unlu mamullerin kokusu fırını doldurdu.

bread

/bred/

(noun) ekmek, para, nakit;

(verb) ekmek kırıntılarına bulamak

Örnek:

She bought a loaf of bread from the bakery.
Fırından bir somun ekmek aldı.

breadstick

/ˈbred.stɪk/

(noun) galeta, ekmek çubuğu

Örnek:

We ordered a basket of warm breadsticks with our pasta.
Makarnamızla birlikte bir sepet sıcak galeta sipariş ettik.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren