Yiyecekler ve İçecekler İçinde Atıştırmalıklar Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Yiyecekler ve İçecekler' içinde 'Atıştırmalıklar' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /kroʊˈket/
(noun) kroket
Örnek:
The chef prepared delicious potato croquettes.
Şef lezzetli patates kroketleri hazırladı.
/ˈsɪr.i.əl/
(noun) tahıl, mısır gevreği, kahvaltılık gevrek
Örnek:
Wheat is a common cereal crop.
Buğday yaygın bir tahıl ürünüdür.
/ˈpiːt.sə/
(noun) pizza
Örnek:
Let's order a large pizza for dinner tonight.
Bu akşam yemeği için büyük bir pizza sipariş edelim.
/ˈmɑːr.zɪ.pæn/
(noun) badem ezmesi
Örnek:
The cake was covered with a layer of smooth marzipan.
Pasta pürüzsüz bir badem ezmesi tabakasıyla kaplıydı.
/ˈtʃɑːk.lət/
(noun) çikolata, sıcak çikolata, kakao;
(adjective) çikolata rengi, koyu kahverengi
Örnek:
She loves eating dark chocolate.
Bitter çikolata yemeyi çok sever.
/ˈkæn.di/
(noun) şeker, tatlı;
(verb) şekerlemek, şekerle kaplamak
Örnek:
The children were excited to get candy on Halloween.
Çocuklar Cadılar Bayramı'nda şeker alacakları için heyecanlıydı.
/ˈpeɪ.stri/
(noun) hamur, börek hamuru, pasta
Örnek:
She made a delicious apple pie with a flaky pastry crust.
Pul pul dökülen hamur kabuklu lezzetli bir elmalı turta yaptı.
/ˈpɑːp.kɔːrn/
(noun) patlamış mısır
Örnek:
We bought a large bucket of popcorn at the movie theater.
Sinemada büyük bir kova patlamış mısır aldık.
/ˈdraɪd fruːt/
(noun) kuru meyve
Örnek:
She added a mix of dried fruit to her oatmeal.
Yulaf ezmesine karışık kuru meyve ekledi.
/ˈfruːt ˌleð.ər/
(noun) meyve pestili, meyve rulosu
Örnek:
My kids love to snack on homemade fruit leather.
Çocuklarım ev yapımı meyve pestili atıştırmayı çok sever.
/sˈmɔːr/
(noun) s'more, kızarmış marshmallowlu sandviç
Örnek:
Let's make s'mores around the campfire tonight.
Bu gece kamp ateşi etrafında s'mores yapalım.
/ˌfrentʃ ˈfraɪz/
(plural noun) patates kızartması
Örnek:
I'd like a burger and a side of French fries, please.
Bir burger ve bir porsiyon patates kızartması rica ediyorum.
/ˈen.ɚ.dʒi bɑːr/
(noun) enerji barı
Örnek:
He packed an energy bar for his hike.
Yürüyüşü için bir enerji barı hazırladı.
/ˈnɑː.tʃoʊ/
(noun) nacho
Örnek:
We ordered a large plate of nachos to share.
Paylaşmak için büyük bir tabak nacho sipariş ettik.
/pəˈteɪ.t̬oʊ ˌtʃɪp/
(noun) patates cipsi, cips
Örnek:
He opened a bag of potato chips and started munching.
Bir paket patates cipsi açtı ve yemeye başladı.
/ˈpret.səl/
(noun) simit, kraker
Örnek:
She bought a soft pretzel from the street vendor.
Sokak satıcısından yumuşak bir simit aldı.
/tɔːrˈtiː.ə ˌtʃɪp/
(noun) tortilla cipsi, nacho
Örnek:
We ordered a large plate of tortilla chips with salsa.
Salsa ile büyük bir tabak tortilla cipsi sipariş ettik.
/ˈæn.ɪ.məl ˌkræk.ər/
(noun) hayvan krakeri
Örnek:
The child happily munched on an animal cracker shaped like a lion.
Çocuk, aslan şeklinde bir hayvan krakerini keyifle çiğnedi.
/ˈhʌʃ ˌpʌp.i/
(noun) hush puppy, mısır unu köftesi
Örnek:
The seafood restaurant served delicious fried fish with a side of hush puppies.
Deniz ürünleri restoranı, lezzetli kızarmış balık ve yanında hush puppy servis etti.