Avatar of Vocabulary Set Estetik ve Yaratıcı Süreçler

Sanat ve El Sanatları İçinde Estetik ve Yaratıcı Süreçler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Sanat ve El Sanatları' içinde 'Estetik ve Yaratıcı Süreçler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

inspiration

/ˌɪn.spəˈreɪ.ʃən/

(noun) ilham, esin, fikir

Örnek:

His artwork is a great source of inspiration for young artists.
Sanat eseri genç sanatçılar için büyük bir ilham kaynağıdır.

artwork

/ˈɑːrt.wɝːk/

(noun) sanat eseri, illüstrasyon, sanat yapıtı

Örnek:

The book features stunning artwork by local artists.
Kitap, yerel sanatçıların çarpıcı sanat eserlerini içeriyor.

creation

/kriˈeɪ.ʃən/

(noun) yaratma, oluşturma, kurma

Örnek:

The creation of the universe is a profound mystery.
Evrenin yaratılışı derin bir gizemdir.

creativity

/ˌkriː.eɪˈtɪv.ə.t̬i/

(noun) yaratıcılık, üretkenlik, icatçılık

Örnek:

Her creativity shines through in all her artistic projects.
Yaratıcılığı tüm sanatsal projelerinde parlıyor.

effect

/əˈfekt/

(noun) etki, sonuç, izlenim;

(verb) etki etmek, gerçekleştirmek

Örnek:

The new policy had a positive effect on the economy.
Yeni politikanın ekonomi üzerinde olumlu bir etkisi oldu.

gradation

/ɡreɪˈdeɪ.ʃən/

(noun) geçiş, derecelendirme, aşama

Örnek:

The colors of the sunset showed a beautiful gradation from orange to purple.
Gün batımının renkleri turuncudan mora doğru güzel bir geçiş gösteriyordu.

imagination

/ɪˌmædʒ.əˈneɪ.ʃən/

(noun) hayal gücü, imgeleme

Örnek:

Children have vivid imaginations.
Çocukların canlı hayal güçleri vardır.

license

/ˈlaɪ.səns/

(noun) lisans, izin, özgürlük;

(verb) lisans vermek, izin vermek

Örnek:

You need a valid driver's license to operate a car.
Araba kullanmak için geçerli bir sürücü ehliyetine ihtiyacınız var.

magnum opus

/ˌmæɡ.nəm ˈoʊ.pəs/

(noun) başyapıt, magnum opus

Örnek:

His latest novel is considered his magnum opus.
Son romanı onun başyapıtı olarak kabul ediliyor.

movement

/ˈmuːv.mənt/

(noun) hareket, akım, bölüm

Örnek:

The dancer's graceful movement captivated the audience.
Dansçının zarif hareketi seyirciyi büyüledi.

muse

/mjuːz/

(noun) ilham perisi, esin kaynağı;

(verb) düşünmek, derin düşüncelere dalmak

Örnek:

She was his muse for many of his greatest paintings.
Birçok büyük tablosu için onun ilham perisiydi.

objet d'art

/ˌɑːb.ʒeɪ ˈdɑːr/

(noun) sanat eseri, sanat objesi

Örnek:

The antique shop was filled with exquisite objets d'art.
Antika dükkanı enfes sanat eserleriyle doluydu.

oeuvre

/ˈɜː.vrə/

(noun) eser, tüm eserler

Örnek:

The exhibition showcased the entire oeuvre of the renowned painter.
Sergi, ünlü ressamın tüm eserlerini sergiledi.

painterly

/ˈpeɪn.tɚ.li/

(adjective) ressamca, sanatsal

Örnek:

The artist achieved a beautiful painterly effect with broad brushstrokes.
Sanatçı, geniş fırça darbeleriyle güzel bir ressamca etki elde etti.

restoration

/ˌres.təˈreɪ.ʃən/

(noun) restorasyon, yeniden tesis, yenileme

Örnek:

The restoration of the old painting took months.
Eski tablonun restorasyonu aylar sürdü.

sketch

/sketʃ/

(noun) eskiz, taslak, kısa açıklama;

(verb) eskiz yapmak, taslak çizmek, taslağını çıkarmak

Örnek:

He made a quick sketch of the landscape.
Manzaranın hızlı bir eskizini yaptı.

soul

/soʊl/

(noun) ruh, duygu, coşku

Örnek:

Many believe the soul continues to exist after death.
Birçok kişi ruhun ölümden sonra da var olmaya devam ettiğine inanır.

work of art

/wɜːrk əv ɑːrt/

(noun) sanat eseri, yapıt, başyapıt

Örnek:

The Mona Lisa is considered a timeless work of art.
Mona Lisa zamansız bir sanat eseri olarak kabul edilir.

aesthetics

/esˈθet̬·ɪks/

(noun) estetik, güzellik felsefesi

Örnek:

The artist's work explores the aesthetics of urban decay.
Sanatçının eseri kentsel çürümenin estetiğini inceliyor.

conceptualize

/kənˈsep.tʃu.ə.laɪz/

(verb) kavramsallaştırmak, tasavvur etmek

Örnek:

It's difficult to conceptualize the vastness of space.
Uzayın enginliğini kavramsallaştırmak zordur.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren