Mimarlık ve İnşaat İçinde Merdivenler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Mimarlık ve İnşaat' içinde 'Merdivenler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈlæn.dɪŋ/
(noun) iniş, yanaşma, sahanlık
Örnek:
The plane made a smooth landing on the runway.
Uçak pistte sorunsuz bir iniş yaptı.
/ˈdɔːr.step/
(noun) kapı eşiği, basamak, yakın çevre
Örnek:
The package was left on the doorstep.
Paket kapı eşiğine bırakıldı.
/ˈbæn.ə.stɚ/
(noun) tırabzan, korkuluk
Örnek:
She slid down the banister, laughing all the way.
Gülerek tırabzandan aşağı kaydı.
/ˈbæl.ə.streɪd/
(noun) korkuluk, parmaklık
Örnek:
The grand staircase featured an ornate wooden balustrade.
Büyük merdiven, süslü ahşap bir korkuluk ile dikkat çekiyordu.
/flaɪt/
(noun) uçuş, sürü, filo
Örnek:
The bird took flight from the branch.
Kuş daldan uçtu.
/ˈraɪ.zɚ/
(noun) kalkan, erken kalkan, rıht
Örnek:
She's an early riser, always up before dawn.
O erken kalkan biridir, her zaman şafaktan önce kalkar.
/ˈster.keɪs/
(noun) merdiven, merdiven boşluğu
Örnek:
The grand staircase led up to the ballroom.
Büyük merdiven balo salonuna çıkıyordu.
/ster/
(noun) merdiven, basamak
Örnek:
She slowly climbed the stairs to her apartment.
Yavaşça dairesine çıkan merdivenleri tırmandı.
/staɪl/
(noun) çit merdiveni, geçit
Örnek:
We crossed the field and climbed over the stile.
Tarlayı geçip çit merdiveninden tırmandık.
/ˈstrɪŋ.ər/
(noun) telleri takan, boyuna kiriş, stringer
Örnek:
The tennis pro hired a professional stringer for his rackets.
Tenisçi, raketleri için profesyonel bir telleri takan kişi tuttu.
/tred/
(noun) adım atmak, basmak, yürümek;
(verb) basmak, çiğnemek, ayak basmak
Örnek:
He had to tread carefully to avoid slipping on the ice.
Buzda kaymamak için dikkatli adım atmak zorundaydı.
/ˈster.wel/
(noun) merdiven boşluğu
Örnek:
The fire alarm sounded, and everyone evacuated through the stairwell.
Yangın alarmı çaldı ve herkes merdiven boşluğundan tahliye edildi.
/ˈker.ɪdʒ/
(noun) fayton, vagon, kompartıman
Örnek:
The royal family arrived in a magnificent horse-drawn carriage.
Kraliyet ailesi muhteşem bir atlı faytonla geldi.
/ˈhænd.reɪl/
(noun) tırabzan, korkuluk
Örnek:
Please hold onto the handrail when going down the stairs.
Merdivenlerden inerken lütfen tırabzana tutunun.