Avatar of Vocabulary Set Kedigiller

Hayvanlar İçinde Kedigiller Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Hayvanlar' içinde 'Kedigiller' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

tiger

/ˈtaɪ.ɡɚ/

(noun) kaplan, vahşi kişi, güçlü kişi

Örnek:

The tiger stalked its prey silently through the tall grass.
Kaplan, uzun otların arasından sessizce avını takip etti.

wildcat

/ˈwaɪldˌkæt/

(noun) yaban kedisi, vaşak, başına buyruk;

(adjective) riskli, spekülatif;

(verb) izinsiz grev yapmak, yasa dışı grev yapmak

Örnek:

The European wildcat is a solitary and elusive animal.
Avrupa yaban kedisi yalnız ve ele geçirilmesi zor bir hayvandır.

mountain lion

/ˈmaʊn.tən ˌlaɪ.ən/

(noun) dağ aslanı, puma

Örnek:

We saw a mountain lion crossing the road in the distance.
Uzaktan bir dağ aslanının yolu geçtiğini gördük.

jaguar

/ˈdʒæɡ.wɑːr/

(noun) jaguar, leopar;

(trademark) Jaguar (otomobil markası)

Örnek:

The jaguar is the largest cat in the Americas.
Jaguar, Amerika kıtasındaki en büyük kedidir.

lion

/ˈlaɪ.ən/

(noun) aslan, cesur kişi, güçlü kişi

Örnek:

The lion roared loudly in the savanna.
Aslan savanada yüksek sesle kükredi.

puma

/ˈpuː.mə/

(noun) puma, dağ aslanı;

(trademark) Puma (marka)

Örnek:

The puma stalked its prey silently through the undergrowth.
Puma, çalılıkların arasından sessizce avını takip etti.

cougar

/ˈkuː.ɡɚ/

(noun) puma, dağ aslanı, cougar

Örnek:

The cougar stalked its prey silently through the dense forest.
Puma, yoğun ormanda sessizce avını takip etti.

lynx

/lɪŋks/

(noun) vaşak

Örnek:

The rare lynx was spotted in the dense forest.
Nadir vaşak yoğun ormanda görüldü.

panther

/ˈpæn.θɚ/

(noun) panter, kara panter

Örnek:

The black panther moved silently through the jungle.
Siyah panter ormanda sessizce ilerledi.

bobcat

/ˈbɑːbˌkæt/

(noun) vaşak, kızıl vaşak

Örnek:

The bobcat stealthily stalked its prey through the underbrush.
Vaşak, çalılıkların arasından avını sinsice takip etti.

cheetah

/ˈtʃiː.t̬ə/

(noun) çita

Örnek:

The cheetah is the fastest land animal.
Çita, karadaki en hızlı hayvandır.

leopard

/ˈlep.ɚd/

(noun) leopar

Örnek:

The leopard stalked its prey silently through the tall grass.
Leopar, uzun otların arasından sessizce avını takip etti.

snow leopard

/ˈsnoʊ ˌlep.ərd/

(noun) kar leoparı

Örnek:

The elusive snow leopard is a master of camouflage in its rocky habitat.
Ele geçirilmesi zor kar leoparı, kayalık yaşam alanında bir kamuflaj ustasıdır.

ocelot

/ˈɑː.sə.lɑːt/

(noun) oselot

Örnek:

The elusive ocelot hunts at night.
Ele avuca sığmaz oselot geceleri avlanır.

caracal

/ˈkærəkæl/

(noun) karakal

Örnek:

The caracal is known for its incredible jumping ability.
Karakal, inanılmaz zıplama yeteneğiyle bilinir.

civet

/ˈsɪv.ɪt/

(noun) misk kedisi, misk, civet yağı

Örnek:

The civet is known for its unique scent glands.
Misk kedisi, eşsiz koku bezleriyle bilinir.

margay

/ˈmɑːrɡeɪ/

(noun) margay, uzun kuyruklu kedi

Örnek:

The margay is an agile climber, spending most of its life in trees.
Margay çevik bir tırmanıcıdır, hayatının çoğunu ağaçlarda geçirir.

marbled cat

/ˈmɑːrbəld kæt/

(noun) mermer kedisi

Örnek:

The marbled cat is a nocturnal hunter, preying on small mammals and birds.
Mermer kedisi, küçük memeliler ve kuşlarla beslenen gececi bir avcıdır.

kodkod

/ˈkɑdkɑd/

(noun) kodkod, Şili kedisi

Örnek:

The kodkod is the smallest wild cat in the Americas.
Kodkod, Amerika'daki en küçük vahşi kedidir.

bay cat

/beɪ kæt/

(noun) Borneo kedisi

Örnek:

The elusive bay cat is rarely seen in its natural habitat.
Yakalanması zor Borneo kedisi doğal yaşam alanında nadiren görülür.

leopard cat

/ˈlep.ərd ˌkæt/

(noun) leopar kedisi, Bengal kedisi

Örnek:

The leopard cat is a nocturnal hunter.
Leopar kedisi gece avcısıdır.

flat-headed cat

/flætˈhedɪd kæt/

(noun) yassı kafalı kedi

Örnek:

The flat-headed cat is a rare and elusive species.
Yassı kafalı kedi nadir ve ele geçirilmesi zor bir türdür.

fishing cat

/ˈfɪʃɪŋ kæt/

(noun) balıkçı kedi

Örnek:

The fishing cat is an excellent swimmer and diver.
Balıkçı kedi mükemmel bir yüzücü ve dalgıçtır.

jaguarundi

/ˌdʒæɡ.wəˈrʌn.di/

(noun) jaguarundi

Örnek:

The jaguarundi is known for its distinctive long body and short legs.
Jaguarundi, kendine özgü uzun gövdesi ve kısa bacaklarıyla bilinir.

genet

/ˈdʒɛnɪt/

(noun) genet

Örnek:

The genet silently stalked its prey in the dense undergrowth.
Genet, yoğun çalılıkta sessizce avını takip etti.

oncilla

/ɑnˈsɪlə/

(noun) oncilla, kaplan kedisi

Örnek:

The oncilla is a solitary and elusive creature of the cloud forests.
Oncilla, bulut ormanlarının yalnız ve ele avuca sığmaz bir yaratığıdır.

serval

/ˈsɜː˞.vəl/

(noun) serval

Örnek:

The serval is known for its excellent hearing, which it uses to hunt prey.
Serval, avlanmak için kullandığı mükemmel işitme duyusuyla bilinir.

Asian golden cat

/ˈeɪ.ʒən ˈɡoʊl.dən kæt/

(noun) Asya altın kedisi

Örnek:

The Asian golden cat is a solitary and elusive creature of the forest.
Asya altın kedisi, ormanın yalnız ve ele geçirilmesi zor bir yaratığıdır.

pallas's cat

/ˈpal.əsɪz ˌkæt/

(noun) manul, Pallas kedisi

Örnek:

The Pallas's cat is known for its incredibly dense fur, which helps it survive in cold environments.
Manul, soğuk ortamlarda hayatta kalmasına yardımcı olan inanılmaz yoğun kürküyle bilinir.

fossa

/ˈfɑː.sə/

(noun) fossa, çukur, hendek

Örnek:

The geological survey revealed a deep fossa running through the valley.
Jeolojik araştırma, vadiden geçen derin bir fossa ortaya çıkardı.

jungle cat

/ˈdʒʌŋ.ɡəl ˌkæt/

(noun) sazlık kedisi

Örnek:

The jungle cat is known for its long legs and short tail.
Sazlık kedisi uzun bacakları ve kısa kuyruğuyla bilinir.

sand cat

/ˈsænd ˌkæt/

(noun) kum kedisi

Örnek:

The sand cat's large ears help it detect prey moving underground.
Kum kedisinin büyük kulakları, yer altında hareket eden avları tespit etmesine yardımcı olur.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren