TOEIC Temel 600 Kelime İçinde Kiralama ve Kiralama Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'TOEIC Temel 600 Kelime' içinde 'Kiralama ve Kiralama' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˌæp.rəˈhen.sɪv/
(adjective) endişeli, kaygılı, korkulu
Örnek:
She was very apprehensive about her upcoming job interview.
Yaklaşan iş görüşmesi konusunda çok endişeliydi.
/ˈsɝː.kəm.stæns/
(noun) koşul, durum, koşullar
Örnek:
The police are investigating the circumstances of her death.
Polis, ölümünün koşullarını araştırıyor.
/kənˈdɪʃ.ən/
(noun) durum, hal, koşul;
(verb) koşullandırmak, hazırlamak
Örnek:
The car is in excellent condition.
Araba mükemmel durumda.
/duː tuː/
(preposition) nedeniyle, yüzünden
Örnek:
The flight was delayed due to bad weather.
Uçuş kötü hava koşulları nedeniyle gecikti.
/ˈflʌk.tʃu.eɪt/
(verb) dalgalanmak, inişli çıkışlı olmak, değişmek
Örnek:
The stock market prices fluctuate daily.
Borsa fiyatları günlük olarak dalgalanır.
/ɡet aʊt əv/
(phrasal verb) çıkmak, kurtulmak, kaçmak
Örnek:
I need to get out of here before it's too late.
Çok geç olmadan buradan çıkmam gerekiyor.
/ˈɪn.də.keɪ.t̬ɚ/
(noun) gösterge, belirteç, ibare
Örnek:
Economic growth is a key indicator of a country's health.
Ekonomik büyüme, bir ülkenin sağlığının önemli bir göstergesidir.
/liːs/
(noun) kira sözleşmesi, kiralama;
(verb) kiralamak, kiralık vermek
Örnek:
We signed a three-year lease for the apartment.
Apartman için üç yıllık bir kira sözleşmesi imzaladık.
/lɑːk ˈɪntuː/
(phrasal verb) bağlanmak, kilitlenmek, yerine oturmak
Örnek:
We don't want to lock into a long-term contract without careful consideration.
Dikkatli düşünmeden uzun vadeli bir sözleşmeye bağlanmak istemiyoruz.
/ˈɑː.kjə.paɪ/
(verb) işgal etmek, oturmak, kaplamak
Örnek:
The new tenants will occupy the apartment next month.
Yeni kiracılar daireyi gelecek ay işgal edecek.
/ˈɑːp.ʃən/
(noun) seçenek, alternatif, opsiyon
Örnek:
You have two options: stay or leave.
İki seçeneğiniz var: kalmak ya da gitmek.
/sʌbˈdʒekt tuː/
(phrase) tabi, bağlı, yatkın;
(verb) tabi tutmak, maruz bırakmak
Örnek:
The decision is subject to approval by the committee.
Karar, komitenin onayına tabidir.