Avatar of Vocabulary Set Envanter

TOEIC Temel 600 Kelime İçinde Envanter Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'TOEIC Temel 600 Kelime' içinde 'Envanter' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

adjustment

/əˈdʒʌst.mənt/

(noun) ayarlama, düzeltme, uyum

Örnek:

He made a slight adjustment to the camera lens.
Kamera lensinde küçük bir ayarlama yaptı.

automatically

/ˌɑː.t̬əˈmæt̬.ɪ.kəl.i/

(adverb) otomatik olarak, doğal olarak

Örnek:

The door opens automatically when you approach.
Yaklaştığınızda kapı otomatik olarak açılır.

crucial

/ˈkruː.ʃəl/

(adjective) çok önemli, kritik, hayati

Örnek:

It is crucial that we act immediately.
Hemen harekete geçmemiz çok önemli.

discrepancy

/dɪˈskrep.ən.si/

(noun) tutarsızlık, fark, uyuşmazlık

Örnek:

There was a discrepancy between the two reports.
İki rapor arasında bir tutarsızlık vardı.

disturb

/dɪˈstɝːb/

(verb) rahatsız etmek, karıştırmak, endişelendirmek

Örnek:

Please don't disturb me while I'm working.
Lütfen çalışırken beni rahatsız etmeyin.

liability

/ˌlaɪ.əˈbɪl.ə.t̬i/

(noun) sorumluluk, yükümlülük, yük

Örnek:

The company accepted full liability for the accident.
Şirket kazanın tüm sorumluluğunu kabul etti.

reflection

/rɪˈflek.ʃən/

(noun) yansıma, geri yansıma, düşünme

Örnek:

The calm lake offered a perfect reflection of the mountains.
Sakin göl, dağların mükemmel bir yansımasını sunuyordu.

run

/rʌn/

(verb) koşmak, çalışmak, işlemek;

(noun) koşu, dönem, süre

Örnek:

She decided to run a marathon next year.
Gelecek yıl bir maraton koşmaya karar verdi.

scan

/skæn/

(verb) hızla gözden geçirmek, tarama yapmak, dijitalleştirmek;

(noun) tarama, inceleme, tarama görüntüsü

Örnek:

She scanned the newspaper headlines.
Gazete başlıklarını hızla gözden geçirdi.

subtract

/səbˈtrækt/

(verb) çıkarmak, eksiltmek

Örnek:

If you subtract 3 from 10, you get 7.
10'dan 3'ü çıkarırsanız 7 elde edersiniz.

tedious

/ˈtiː.di.əs/

(adjective) sıkıcı, usandırıcı, monoton

Örnek:

The work was tedious and repetitive.
İş sıkıcı ve tekrarlayıcıydı.

verify

/ˈver.ə.faɪ/

(verb) doğrulamak, teyit etmek

Örnek:

Please verify your email address to complete the registration.
Kaydı tamamlamak için lütfen e-posta adresinizi doğrulayın.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren