Avatar of Vocabulary Set Genel Seyahat

TOEIC Temel 600 Kelime İçinde Genel Seyahat Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'TOEIC Temel 600 Kelime' içinde 'Genel Seyahat' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

agent

/ˈeɪ.dʒənt/

(noun) ajan, temsilci, etken

Örnek:

She works as a real estate agent.
Emlak acentası olarak çalışıyor.

announcement

/əˈnaʊns.mənt/

(noun) duyuru, açıklama

Örnek:

The company made an announcement about its new product.
Şirket yeni ürünü hakkında bir duyuru yaptı.

beverage

/ˈbev.ɚ.ɪdʒ/

(noun) içecek

Örnek:

Hot beverages like coffee and tea are popular in winter.
Kahve ve çay gibi sıcak içecekler kışın popülerdir.

blanket

/ˈblæŋ.kɪt/

(noun) battaniye, örtü, tabaka;

(adjective) genel, kapsamlı;

(verb) kaplamak, örtmek

Örnek:

She pulled the blanket up to her chin.
Battaniyeyi çenesine kadar çekti.

board

/bɔːrd/

(noun) tahta, levha, yönetim kurulu;

(verb) binmek, gemiye binmek, yatılı kalacak yer sağlamak

Örnek:

He nailed the loose board back into place.
Gevşek tahtayı yerine çaktı.

claim

/kleɪm/

(verb) iddia etmek, talep etmek, hak iddia etmek;

(noun) iddia, talep, hak

Örnek:

He claims to be a direct descendant of the king.
Kralın doğrudan torunu olduğunu iddia ediyor.

delay

/dɪˈleɪ/

(verb) geciktirmek, ertelemek, tereddüt etmek;

(noun) gecikme, ertelemek

Örnek:

Traffic will delay your arrival.
Trafik varışınızı geciktirecektir.

depart

/dɪˈpɑːrt/

(verb) ayrılmak, hareket etmek, sapmak

Örnek:

The train will depart from Platform 3.
Tren 3. perondan kalkacak.

embarkation

/ˌem.bɑːrˈkeɪ.ʃən/

(noun) biniş, gemiye binme

Örnek:

Passengers should proceed to the embarkation gate.
Yolcular biniş kapısına gitmelidir.

itinerary

/aɪˈtɪn.ə.rer.i/

(noun) seyahat planı, güzergah

Örnek:

Our travel agent prepared a detailed itinerary for our trip to Italy.
Seyahat acentemiz İtalya gezimiz için detaylı bir seyahat planı hazırladı.

prohibit

/prəˈhɪb.ɪt/

(verb) yasaklamak, engellemek

Örnek:

The law prohibits discrimination based on age.
Kanun yaşa dayalı ayrımcılığı yasaklar.

valid

/ˈvæl.ɪd/

(adjective) geçerli, mantıklı, haklı

Örnek:

The argument he presented was logically valid.
Sunduğu argüman mantıksal olarak geçerliydi.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren