Avatar of Vocabulary Set Araç Kiralama

TOEIC Temel 600 Kelime İçinde Araç Kiralama Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'TOEIC Temel 600 Kelime' içinde 'Araç Kiralama' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

busy

/ˈbɪz.i/

(adjective) meşgul, yoğun, karmaşık;

(verb) meşgul etmek, oyalamak

Örnek:

I'm too busy to talk right now.
Şu an konuşamayacak kadar meşgulüm.

coincide

/ˌkoʊ.ɪnˈsaɪd/

(verb) çakışmak, örtüşmek

Örnek:

The start of the festival will coincide with the full moon.
Festivalin başlangıcı dolunay ile çakışacak.

confusion

/kənˈfjuː.ʒən/

(noun) kafa karışıklığı, şaşkınlık, karışıklık

Örnek:

There was a lot of confusion about the new rules.
Yeni kurallar hakkında çok fazla kafa karışıklığı vardı.

contact

/ˈkɑːn.tækt/

(noun) temas, iletişim, irtibat;

(verb) iletişim kurmak, temas etmek, dokunmak

Örnek:

Please keep in contact with us.
Lütfen bizimle iletişimde kalın.

disappoint

/ˌdɪs.əˈpɔɪnt/

(verb) hayal kırıklığına uğratmak

Örnek:

I'm sorry to disappoint you, but I can't make it.
Seni hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm ama gelemem.

intend

/ɪnˈtend/

(verb) niyet etmek, amaçlamak, tasarlamak

Örnek:

I intend to finish this project by Friday.
Bu projeyi Cuma gününe kadar bitirmeyi düşünüyorum.

license

/ˈlaɪ.səns/

(noun) lisans, izin, özgürlük;

(verb) lisans vermek, izin vermek

Örnek:

You need a valid driver's license to operate a car.
Araba kullanmak için geçerli bir sürücü ehliyetine ihtiyacınız var.

nervously

/ˈnɝː.vəs.li/

(adverb) gergin bir şekilde, endişeyle

Örnek:

She waited nervously for the results of the exam.
Sınav sonuçlarını gergin bir şekilde bekledi.

optional

/ˈɑːp.ʃən.əl/

(adjective) isteğe bağlı, seçmeli

Örnek:

Attendance at the seminar is optional.
Seminere katılım isteğe bağlıdır.

tempt

/tempt/

(verb) cezbetmek, ayartmak, baştan çıkarmak

Örnek:

The offer of a higher salary might tempt her to leave her current job.
Daha yüksek maaş teklifi onu mevcut işinden ayrılmaya ikna edebilir.

thrill

/θrɪl/

(noun) heyecan, coşku, gerilim;

(verb) heyecanlandırmak, coşturmak, mest etmek

Örnek:

The roller coaster gave me a real thrill.
Hız treni bana gerçek bir heyecan verdi.

tier

/tɪr/

(noun) kat, seviye, sıra;

(verb) katmanlara ayırmak, seviyelendirmek

Örnek:

The wedding cake had three tiers.
Düğün pastası üç katlıydı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren