Avatar of Vocabulary Set Bankacılık

TOEIC Temel 600 Kelime İçinde Bankacılık Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'TOEIC Temel 600 Kelime' içinde 'Bankacılık' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

accept

/əkˈsept/

(verb) kabul etmek, almak, onaylamak

Örnek:

She accepted the gift with a smile.
Hediyeyi gülümseyerek kabul etti.

balance

/ˈbæl.əns/

(noun) denge, uyum, bakiye;

(verb) dengelemek, karşılaştırmak

Örnek:

She lost her balance and fell.
Dengesini kaybetti ve düştü.

borrow

/ˈbɑːr.oʊ/

(verb) ödünç almak, uyarlamak

Örnek:

Can I borrow your pen for a moment?
Kalemini bir dakikalığına ödünç alabilir miyim?

cautiously

/ˈkɑː.ʃəs.li/

(adverb) ihtiyatlı bir şekilde, tedbirli bir şekilde

Örnek:

She opened the door cautiously, peering out.
Kapıyı ihtiyatlı bir şekilde açtı, dışarıya göz attı.

deduct

/dɪˈdʌkt/

(verb) düşmek, çıkarmak

Örnek:

You can deduct business expenses from your taxable income.
Vergilendirilebilir gelirinizden iş giderlerini düşebilirsiniz.

dividend

/ˈdɪv.ə.dend/

(noun) temettü, kâr payı, bölünen

Örnek:

The company announced a quarterly dividend of 50 cents per share.
Şirket, hisse başına 50 sentlik üç aylık temettü açıkladı.

down payment

/ˈdaʊn ˌpeɪ.mənt/

(noun) peşinat, ön ödeme

Örnek:

We made a down payment on the new car.
Yeni araba için peşinat ödedik.

mortgage

/ˈmɔːr.ɡɪdʒ/

(noun) ipotek, konut kredisi;

(verb) ipotek etmek

Örnek:

They took out a mortgage to buy their new house.
Yeni evlerini almak için ipotek çektiler.

restricted

/rɪˈstrɪk.t̬ɪd/

(adjective) kısıtlı, sınırlı, kısıtlanmış

Örnek:

Access to this area is restricted to authorized personnel only.
Bu alana erişim sadece yetkili personele kısıtlıdır.

signature

/ˈsɪɡ.nə.tʃɚ/

(noun) imza, ayırt edici özellik, alametifarikası

Örnek:

Please put your signature at the bottom of the form.
Lütfen formun altına imzanızı atın.

take out

/ˈteɪk aʊt/

(phrasal verb) çıkarmak, dışarı atmak, çekmek

Örnek:

Can you please take out the trash?
Çöpü çıkarabilir misin lütfen?

transaction

/trænˈzæk.ʃən/

(noun) işlem, ticari anlaşma, yürütme

Örnek:

The bank processed the transaction quickly.
Banka işlemi hızlı bir şekilde gerçekleştirdi.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren