Avatar of Vocabulary Set Bilgi Sistemleri

Bilgi Teknolojisi İçinde Bilgi Sistemleri Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Bilgi Teknolojisi' içinde 'Bilgi Sistemleri' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

information system

/ˌɪnfərˈmeɪʃn ˌsɪstəm/

(noun) bilgi sistemi

Örnek:

The company is upgrading its information system to improve data management.
Şirket, veri yönetimini iyileştirmek için bilgi sistemini yükseltiyor.

database

/ˈdeɪ.t̬ə.beɪs/

(noun) veri tabanı

Örnek:

The company maintains a large customer database.
Şirket büyük bir müşteri veri tabanı tutuyor.

database management system

/ˈdeɪtəbeɪs ˈmænɪdʒmənt ˈsɪstəm/

(noun) veritabanı yönetim sistemi, VTYS

Örnek:

We use a relational database management system for our customer records.
Müşteri kayıtlarımız için ilişkisel bir veritabanı yönetim sistemi kullanıyoruz.

relational database

/rɪˈleɪʃənəl ˈdeɪtəbeɪs/

(noun) ilişkisel veritabanı

Örnek:

Many modern applications rely on a relational database for data storage.
Birçok modern uygulama veri depolama için ilişkisel veritabanına güvenir.

entity

/ˈen.t̬ə.t̬i/

(noun) varlık, oluşum

Örnek:

The company operates as a separate legal entity.
Şirket ayrı bir yasal varlık olarak faaliyet göstermektedir.

attribute

/ˈæt.rɪ.bjuːt/

(noun) özellik, nitelik;

(verb) atfetmek, bağlamak

Örnek:

Patience is a key attribute for a teacher.
Sabır, bir öğretmen için önemli bir özelliktir.

relation

/rɪˈleɪ.ʃən/

(noun) ilişki, bağlantı, akraba

Örnek:

The relation between cause and effect is fundamental to science.
Neden ve sonuç arasındaki ilişki bilim için temeldir.

index

/ˈɪn.deks/

(noun) dizin, indeks, endeks;

(verb) dizinlemek, indekslemek, endekslemek

Örnek:

Look up the topic in the index at the back of the book.
Konuyu kitabın sonundaki dizinden bulun.

join

/dʒɔɪn/

(verb) birleştirmek, bağlamak, katılmak;

(noun) eklem, birleşim yeri

Örnek:

The two pieces of wood were joined with glue.
İki ahşap parça tutkalla birleştirildi.

query

/ˈkwɪr.i/

(noun) sorgu, soru;

(verb) sorgulamak, sorguya çekmek

Örnek:

I have a query about my order.
Siparişlerimle ilgili bir sorgum var.

report

/rɪˈpɔːrt/

(noun) rapor, bildiri, ses;

(verb) bildirmek, rapor etmek, rapor vermek

Örnek:

The police issued a report on the incident.
Polis olayla ilgili bir rapor yayınladı.

data analysis

/ˈdeɪtə əˈnælɪsɪs/

(noun) veri analizi

Örnek:

The company uses data analysis to identify market trends.
Şirket, pazar eğilimlerini belirlemek için veri analizi kullanır.

data mining

/ˈdeɪtə ˌmaɪnɪŋ/

(noun) veri madenciliği, veri analizi

Örnek:

The company uses data mining to identify customer trends.
Şirket, müşteri eğilimlerini belirlemek için veri madenciliği kullanıyor.

data warehouse

/ˈdeɪtə ˌwerhaʊs/

(noun) veri ambarı

Örnek:

The company implemented a new data warehouse to improve business intelligence.
Şirket, iş zekasını geliştirmek için yeni bir veri ambarı uyguladı.

data integration

/ˈdeɪtə ˌɪntəˈɡreɪʃən/

(noun) veri entegrasyonu

Örnek:

Effective data integration is crucial for business intelligence.
Etkili veri entegrasyonu iş zekası için çok önemlidir.

data governance

/ˈdeɪtə ˈɡʌvərnəns/

(noun) veri yönetimi

Örnek:

Effective data governance is crucial for regulatory compliance.
Etkili veri yönetimi, düzenleyici uyumluluk için çok önemlidir.

data breach

/ˈdeɪ.tə briːtʃ/

(noun) veri ihlali, veri sızıntısı

Örnek:

The company announced a major data breach affecting millions of customers.
Şirket, milyonlarca müşteriyi etkileyen büyük bir veri ihlali duyurdu.

data visualization

/ˈdeɪ.tə ˌvɪʒ.u.ə.laɪˈzeɪ.ʃən/

(noun) veri görselleştirme

Örnek:

Effective data visualization can help businesses make better decisions.
Etkili veri görselleştirme, işletmelerin daha iyi kararlar almasına yardımcı olabilir.

data entry

/ˈdeɪ.tə ˌen.tri/

(noun) veri girişi

Örnek:

She works in data entry, inputting customer information.
Müşteri bilgilerini girerek veri girişi alanında çalışıyor.

metadata

/ˈmet̬.əˌdeɪ.t̬ə/

(noun) meta veri

Örnek:

The image file contains metadata about the camera settings and date it was taken.
Görüntü dosyası, kamera ayarları ve çekildiği tarih hakkında meta veri içerir.

big data

/ˈbɪɡ ˌdeɪ.tə/

(noun) büyük veri

Örnek:

Companies are using big data to understand customer behavior.
Şirketler müşteri davranışlarını anlamak için büyük veri kullanıyor.

data center

/ˈdeɪtə ˌsentər/

(noun) veri merkezi

Örnek:

The company decided to build a new data center to handle its growing cloud services.
Şirket, büyüyen bulut hizmetlerini yönetmek için yeni bir veri merkezi kurmaya karar verdi.

data dictionary

/ˈdeɪtə ˈdɪkʃəˌnɛri/

(noun) veri sözlüğü

Örnek:

The database administrator maintains the data dictionary.
Veritabanı yöneticisi veri sözlüğünü sürdürür.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren