Elektrik Endüstrisi İçinde Santral Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Elektrik Endüstrisi' içinde 'Santral' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈpaʊər ˌplænt/
(noun) elektrik santrali, enerji santrali
Örnek:
The new nuclear power plant will provide electricity to the entire region.
Yeni nükleer santral tüm bölgeye elektrik sağlayacak.
/ˈdʒen.ər.eɪ.t̬ɚ/
(noun) jeneratör, üreteç, üretici
Örnek:
The power went out, so we had to start the generator.
Elektrik kesildi, bu yüzden jeneratörü çalıştırmak zorunda kaldık.
/ˈtɝː.bɪn/
(noun) türbin
Örnek:
The wind turbine generated electricity for the entire village.
Rüzgar türbini tüm köy için elektrik üretti.
/ˈbɔɪ.lɚ/
(noun) kazan, şofben, buhar kazanı
Örnek:
The old boiler in the basement needs to be replaced.
Bodrumdaki eski kazan değiştirilmesi gerekiyor.
/stiːm/
(noun) buhar, buhar gücü, buhar enerjisi;
(verb) buharda pişirmek, buharla gitmek, buharla hareket etmek
Örnek:
The kettle produced a lot of steam.
Çaydanlık çok buhar üretti.
/kənˈden.sɚ/
(noun) kondansatör, kondansör lensi, yoğunlaştırıcı
Örnek:
The air conditioning unit uses a condenser to cool the refrigerant.
Klima ünitesi, soğutucuyu soğutmak için bir kondansatör kullanır.
/ɡrɪd/
(noun) ızgara, şebeke, koordinat ızgarası;
(verb) ızgaralamak, şebekeye ayırmak
Örnek:
The city's streets are laid out on a rectangular grid.
Şehrin sokakları dikdörtgen bir ızgara üzerine kuruludur.
/loʊd/
(noun) yük, ağırlık, iş yükü;
(verb) yüklemek, doldurmak
Örnek:
The truck carried a heavy load of timber.
Kamyon ağır bir kereste yükü taşıyordu.
/kənˈtroʊl ruːm/
(noun) kontrol odası, kumanda odası
Örnek:
The engineers monitored the entire process from the control room.
Mühendisler tüm süreci kontrol odasından izledi.
/ˈkuːlɪŋ ˌtaʊər/
(noun) soğutma kulesi
Örnek:
The nuclear power plant has several large cooling towers.
Nükleer santralin birkaç büyük soğutma kulesi var.
/trænsˈfɔːr.mɚ/
(noun) transformatör, trafo, dönüştürücü;
(trademark) Transformer
Örnek:
The power grid uses large transformers to adjust voltage levels.
Elektrik şebekesi voltaj seviyelerini ayarlamak için büyük transformatörler kullanır.
/kənˈtroʊl ˌpæn.əl/
(noun) kontrol paneli, kumanda paneli, Denetim Masası
Örnek:
The pilot adjusted the settings on the aircraft's control panel.
Pilot, uçağın kontrol paneli üzerindeki ayarları yaptı.
/ˈfɑː.səl ˌfjuː.əl/
(noun) fosil yakıt
Örnek:
Burning fossil fuels releases carbon dioxide into the atmosphere.
Fosil yakıtların yakılması atmosfere karbondioksit salar.
/rɪˈnuːəbl ˈenərdʒi/
(noun) yenilenebilir enerji
Örnek:
The country is investing heavily in renewable energy sources.
Ülke, yenilenebilir enerji kaynaklarına büyük yatırımlar yapıyor.