Avatar of Vocabulary Set Sosyal davranış

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 8-9) İçinde Sosyal davranış Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 8-9)' içinde 'Sosyal davranış' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

reticent

/ˈret̬.ə.sənt/

(adjective) ketum, suspus, ağzı sıkı

Örnek:

He was very reticent about his past.
Geçmişi hakkında çok ketumdu.

reactive

/riˈæk.tɪv/

(adjective) reaktif, tepkili, tepkisel

Örnek:

The patient's pupils were reactive to light.
Hastanın göz bebekleri ışığa tepkiliydi.

proactive

/ˌproʊˈæk.tɪv/

(adjective) proaktif, önleyici

Örnek:

The company is taking a proactive approach to environmental protection.
Şirket, çevre korumaya proaktif bir yaklaşım sergiliyor.

gregarious

/ɡrɪˈɡer.i.əs/

(adjective) sosyal, sürü halinde yaşayan

Örnek:

She is a very gregarious person who loves to host parties.
Parti vermeyi seven çok sosyal bir insan.

ungracious

/ʌnˈɡreɪ.ʃəs/

(adjective) kaba, nankör, nezaketsiz

Örnek:

His ungracious reply offended everyone.
Onun kaba cevabı herkesi gücendirdi.

domineering

/ˌdɑː.məˈnɪr.ɪŋ/

(adjective) baskın, otoriter

Örnek:

Her husband was a domineering man who controlled every aspect of her life.
Kocası, hayatının her yönünü kontrol eden baskın bir adamdı.

forthright

/ˈfɔːrθ.raɪt/

(adjective) açık sözlü, dobra, dürüst

Örnek:

Her forthright manner sometimes offends people, but she always speaks the truth.
Onun açık sözlü tavrı bazen insanları rahatsız eder ama o her zaman doğruyu söyler.

contentious

/kənˈten.tʃəs/

(adjective) tartışmalı, çekişmeli, tartışmacı

Örnek:

The new policy proved to be highly contentious.
Yeni politika oldukça tartışmalı çıktı.

standoffish

/ˌstændˈɑː.fɪʃ/

(adjective) mesafeli, soğuk, çekingen

Örnek:

She was a bit standoffish at first, but she warmed up after a while.
Başta biraz mesafeliydi ama bir süre sonra ısındı.

philanthropic

/ˌfɪl.ænˈθrɑː.pɪk/

(adjective) hayırsever, filantropik

Örnek:

The billionaire is known for his philanthropic endeavors.
Milyarder, hayırsever çabalarıyla tanınıyor.

backstabbing

/ˈbækˌstæb.ɪŋ/

(noun) arkadan bıçaklama, ihanet;

(adjective) arkadan bıçaklayan, ihanet eden

Örnek:

She was tired of all the backstabbing and gossip in the office.
Ofisteki tüm arkadan bıçaklamalardan ve dedikodulardan bıkmıştı.

boorish

/ˈbʊr.ɪʃ/

(adjective) kaba, görgüsüz, hödük

Örnek:

His boorish behavior at the dinner party offended everyone.
Akşam yemeği partisinde sergilediği kaba davranışlar herkesi rahatsız etti.

indulgent

/ɪnˈdʌl.dʒənt/

(adjective) hoşgörülü, müsamahakar, keyifli

Örnek:

His indulgent parents allowed him to do whatever he wanted.
Hoşgörülü ebeveynleri, istediği her şeyi yapmasına izin verdi.

overindulgent

/ˌoʊvərɪnˈdʌldʒənt/

(adjective) aşırı hoşgörülü, aşırı müsamahakar

Örnek:

Her overindulgent parents never taught her the value of hard work.
Aşırı hoşgörülü ebeveynleri ona asla sıkı çalışmanın değerini öğretmedi.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren