Avatar of Vocabulary Set İyileşmek

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 8-9) İçinde İyileşmek Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 8-9)' içinde 'İyileşmek' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

remission

/rɪˈmɪʃ.ən/

(noun) remisyon, iyileşme, af

Örnek:

The patient's cancer is now in remission.
Hastanın kanseri şu anda remisyonda.

convalesce

/ˌkɑːn.vəˈles/

(verb) iyileşmek, nekahat dönemi geçirmek

Örnek:

He is convalescing at home after his surgery.
Ameliyatından sonra evde iyileşiyor.

mend

/mend/

(verb) tamir etmek, onarmak, iyileşmek;

(noun) tamir, yama

Örnek:

Can you help me mend this broken chair?
Bu kırık sandalyeyi tamir etmeme yardım edebilir misin?

rejuvenate

/rɪˈdʒuː.vən.eɪt/

(verb) gençleştirmek, canlandırmak, yeniden güçlendirmek

Örnek:

A short vacation can rejuvenate your mind and body.
Kısa bir tatil zihninizi ve bedeninizi gençleştirebilir.

recuperate

/rɪˈkuː.pər.eɪt/

(verb) iyileşmek, toparlanmak, geri kazanmak

Örnek:

She needs time to recuperate after the surgery.
Ameliyattan sonra iyileşmek için zamana ihtiyacı var.

rally

/ˈræl.i/

(noun) miting, toplantı, gösteri;

(verb) toparlanmak, bir araya gelmek, canlanmak

Örnek:

Thousands attended the political rally.
Binlerce kişi siyasi mitinge katıldı.

pull through

/pʊl θruː/

(phrasal verb) iyileşmek, atlatmak, üstesinden gelmek

Örnek:

The doctors are hopeful he will pull through.
Doktorlar onun iyileşeceğini umuyor.

invigorate

/ɪnˈvɪɡ.ɚ.eɪt/

(verb) canlandırmak, güçlendirmek, dinçleştirmek

Örnek:

The cold shower helped to invigorate him.
Soğuk duş onu canlandırmaya yardımcı oldu.

recuperation

/rɪˌkuː.pərˈeɪ.ʃən/

(noun) iyileşme, toparlanma, geri kazanım

Örnek:

After the surgery, he needed a long period of recuperation.
Ameliyattan sonra uzun bir iyileşme dönemine ihtiyacı oldu.

resuscitate

/rɪˈsʌs.ə.teɪt/

(verb) canlandırmak, hayata döndürmek, yeniden faaliyete geçirmek

Örnek:

Paramedics tried to resuscitate the victim of the accident.
Paramedikler kazazedeyi canlandırmaya çalıştı.

resuscitation

/rɪˌsʌs.əˈteɪ.ʃən/

(noun) resüsitasyon, canlandırma

Örnek:

Cardiopulmonary resuscitation (CPR) was performed on the patient.
Hastaya kardiyopulmoner resüsitasyon (CPR) uygulandı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren