Avatar of Vocabulary Set Spor

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Spor Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Spor' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

taekwondo

/ˌtaɪ kwɑːn ˈdoʊ/

(noun) tekvando

Örnek:

She earned a black belt in taekwondo after years of training.
Yıllarca süren antrenmanlardan sonra tekvandoda siyah kuşak kazandı.

fencing

/ˈfen.sɪŋ/

(noun) eskrim, çit, parmaklık

Örnek:

She won a gold medal in fencing at the Olympics.
Olimpiyatlarda eskrimde altın madalya kazandı.

archery

/ˈɑːr.tʃɚ.i/

(noun) okçuluk

Örnek:

She practices archery every weekend.
Her hafta sonu okçuluk yapıyor.

rowing

/ˈroʊ.ɪŋ/

(noun) kürek çekme, kürek sporu;

(verb) kürek çeken, kürek çekme

Örnek:

She enjoys rowing on the lake every weekend.
Her hafta sonu gölde kürek çekmeyi sever.

rally

/ˈræl.i/

(noun) miting, toplantı, gösteri;

(verb) toparlanmak, bir araya gelmek, canlanmak

Örnek:

Thousands attended the political rally.
Binlerce kişi siyasi mitinge katıldı.

sailing

/ˈseɪ.lɪŋ/

(noun) yelken, yelken sporu;

(verb) yelken açan, seyreden

Örnek:

We went sailing on the lake last weekend.
Geçen hafta sonu gölde yelken yaptık.

snowboarding

/ˈsnoʊ.bɔːr-/

(noun) snowboard, kar kayağı

Örnek:

She loves going snowboarding every winter.
Her kış snowboard yapmayı çok sever.

surfing

/ˈsɝːfɪŋ/

(noun) sörf, dalga sörfü, gezinmek;

(verb) sörf yapan, gezinmekte olan

Örnek:

He loves surfing every weekend at the beach.
Her hafta sonu plajda sörf yapmayı sever.

weightlifting

/ˈweɪtˌlɪf.tɪŋ/

(noun) halter, ağırlık kaldırma

Örnek:

She trains for weightlifting competitions every day.
Her gün halter yarışmaları için antrenman yapıyor.

aerobics

/erˈoʊ.bɪks/

(noun) aerobik

Örnek:

She does aerobics three times a week to stay fit.
Formda kalmak için haftada üç kez aerobik yapıyor.

Pilates

/ˌpəˈlɑː.tiːz/

(noun) Pilates

Örnek:

She attends a Pilates class twice a week to improve her posture.
Duruşunu düzeltmek için haftada iki kez Pilates dersine gidiyor.

gliding

/ˈɡlaɪ.dɪŋ/

(noun) planörle uçma, kayma;

(verb) süzülmek, kaymak

Örnek:

He enjoys gliding as a hobby.
Hobi olarak planörle uçmayı seviyor.

paragliding

/ˈper.əˌɡlaɪ.dɪŋ/

(noun) yamaç paraşütü

Örnek:

She enjoys paragliding in the Alps.
Alpler'de yamaç paraşütü yapmaktan hoşlanıyor.

windsurfing

/ˈwɪndˌsɝː.fɪŋ/

(noun) rüzgar sörfü;

(verb) rüzgar sörfü yapmak

Örnek:

She loves going windsurfing on the lake every summer.
Her yaz gölde rüzgar sörfü yapmayı çok sever.

scuba diving

/ˈskuː.bə ˌdaɪ.vɪŋ/

(noun) tüplü dalış, scuba dalışı

Örnek:

We went scuba diving in the Caribbean.
Karayipler'de tüplü dalış yaptık.

snorkeling

/ˈsnɔːr.kəl.ɪŋ/

(noun) şnorkelle yüzme;

(verb) şnorkelle yüzmek

Örnek:

We went snorkeling in the clear blue waters of the Caribbean.
Karayipler'in berrak mavi sularında şnorkelle yüzdük.

skydiving

/ˈskaɪˌdaɪ.vɪŋ/

(noun) paraşütle atlama, serbest düşüş;

(verb) paraşütle atlamak, serbest düşüş yapmak

Örnek:

She went skydiving for her 30th birthday.
30. doğum gününde paraşütle atlamaya gitti.

parkour

/ˈpɑːr.kʊr/

(noun) parkur

Örnek:

He practices parkour every day to improve his agility.
Çevikliğini artırmak için her gün parkur yapıyor.

marathon

/ˈmer.ə.θɑːn/

(noun) maraton, uzun ve yorucu görev, uzun süreli etkinlik

Örnek:

She trained for months to run her first marathon.
İlk maratonunu koşmak için aylarca antrenman yaptı.

netball

/ˈnet.bɑːl/

(noun) netbol

Örnek:

She plays netball every Saturday.
Her cumartesi netbol oynar.

softball

/ˈsɑːft.bɑːl/

(noun) softbol, softbol topu;

(adjective) kolay, basit

Örnek:

We played a game of softball in the park.
Parkta bir softbol maçı oynadık.

polo

/ˈpoʊ.loʊ/

(noun) polo, polo tişört

Örnek:

They watched a thrilling game of polo at the club.
Kulüpte heyecan verici bir polo maçı izlediler.

powerlifting

/ˈpaʊ.ɚ.lɪf.tɪŋ/

(noun) powerlifting, güç kaldırma

Örnek:

She trains five times a week for powerlifting competitions.
Powerlifting yarışmaları için haftada beş kez antrenman yapıyor.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren