Avatar of Vocabulary Set Romantik ilişkiler

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Romantik ilişkiler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Romantik ilişkiler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

beau

/boʊ/

(noun) sevgili, hayran

Örnek:

She introduced her new beau to her parents.
Yeni sevgilisini ailesiyle tanıştırdı.

bridegroom

/ˈbraɪd.ɡruːm/

(noun) damat

Örnek:

The bridegroom looked nervous as he waited for his bride.
Damat, gelini beklerken gergin görünüyordu.

honeymoon

/ˈhʌn.i.muːn/

(noun) balayı, balayı dönemi, iyi niyet dönemi;

(verb) balayı yapmak

Örnek:

They went to Hawaii for their honeymoon.
Balayı için Hawaii'ye gittiler.

affection

/əˈfek.ʃən/

(noun) sevgi, şefkat, düşkünlük

Örnek:

She showed great affection for her grandchildren.
Torunlarına büyük bir sevgi gösterdi.

attraction

/əˈtræk.ʃən/

(noun) çekim, cazibe, ilgi çekicilik

Örnek:

The new exhibit is a major attraction for tourists.
Yeni sergi, turistler için önemli bir cazibe merkezidir.

chemistry

/ˈkem.ə.stri/

(noun) kimya, uyum

Örnek:

She is studying chemistry at university.
Üniversitede kimya okuyor.

fidelity

/fɪˈdel.ə.t̬i/

(noun) sadakat, bağlılık, doğruluk

Örnek:

His fidelity to his wife was unwavering.
Eşine olan sadakati sarsılmazdı.

infidelity

/ˌɪn.fəˈdel.ə.t̬i/

(noun) sadakatsizlik, ihanet

Örnek:

She could not forgive his infidelity after ten years of marriage.
On yıllık evlilikten sonra onun sadakatsizliğini affedemedi.

affair

/əˈfer/

(noun) mesele, olay, ilişki

Örnek:

The whole affair was a complete disaster.
Tüm mesele tam bir felaketti.

flirtation

/flɝːˈteɪ.ʃən/

(noun) flört, kur yapma, kısa süreli ilgi

Örnek:

It was just a harmless flirtation between colleagues.
Meslektaşlar arasında sadece zararsız bir flörttü.

paramour

/ˈper.ə.mʊr/

(noun) metres, oğraş, sevgili

Örnek:

He was secretly meeting his paramour at a small hotel downtown.
Şehir merkezindeki küçük bir otelde metresiyle gizlice buluşuyordu.

love triangle

/ˈlʌv ˌtraɪ.æŋ.ɡəl/

(noun) aşk üçgeni

Örnek:

The movie's plot revolved around a classic love triangle.
Filmin konusu klasik bir aşk üçgeni etrafında dönüyordu.

mistress

/ˈmɪs.trəs/

(noun) metre, aşık, hanım

Örnek:

He was secretly seeing his mistress for years.
Yıllarca gizlice metresiyle görüşüyordu.

significant other

/sɪɡˈnɪf.ɪ.kənt ˈʌð.ər/

(noun) hayat arkadaşı, partner

Örnek:

She introduced him to her significant other at the party.
Onu partide hayat arkadaşıyla tanıştırdı.

Cupid

/ˈkjuː.pɪd/

(noun) Cupid, Roma aşk tanrısı

Örnek:

According to myth, Cupid shoots golden arrows to make people fall in love.
Efsaneye göre, Cupid insanları aşık etmek için altın oklar atar.

matrimony

/ˈmæt.rə.moʊ.ni/

(noun) evlilik, izdivaç

Örnek:

They entered into holy matrimony after a long courtship.
Uzun bir flört döneminden sonra kutsal evliliğe adım attılar.

vow

/vaʊ/

(noun) yemin, ant;

(verb) yemin etmek, söz vermek

Örnek:

He made a vow to protect his family.
Ailesini korumak için bir yemin etti.

shipping

/ˈʃɪp.ɪŋ/

(noun) nakliye, gönderim, deniz taşımacılığı;

(verb) göndermek, su almak

Örnek:

The company offers free shipping on all orders over $50.
Şirket, 50 dolar üzeri tüm siparişlerde ücretsiz kargo sunmaktadır.

unattached

/ˌʌn.əˈtætʃt/

(adjective) bekar, ilişkisi olmayan, bağlı olmayan

Örnek:

She's currently unattached and enjoying her single life.
Şu anda bekar ve bekar hayatının tadını çıkarıyor.

secretive

/ˈsiː.krə.t̬ɪv/

(adjective) sır saklayan, gizli

Örnek:

She's very secretive about her past.
Geçmişi hakkında çok sır saklıyor.

hook up

/hʊk ˈʌp/

(phrasal verb) buluşmak, bir araya gelmek, bağlamak

Örnek:

I'm going to hook up with my friends after work.
İşten sonra arkadaşlarımla buluşacağım.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren