Avatar of Vocabulary Set Eğitim

IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 8-9) İçinde Eğitim Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 8-9)' içinde 'Eğitim' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

alumnus

/əˈlʌm.nəs/

(noun) mezun, eski öğrenci

Örnek:

He is an alumnus of Harvard University.
Harvard Üniversitesi'nin bir mezunudur.

commencement

/kəˈmens.mənt/

(noun) başlangıç, açılış, mezuniyet töreni

Örnek:

The commencement of the new project was delayed.
Yeni projenin başlangıcı ertelendi.

endowment

/ɪnˈdaʊ.mənt/

(noun) bağış, vakıf, yetenek

Örnek:

The university's large endowment allows it to offer many scholarships.
Üniversitenin büyük bağışı, birçok burs sunmasına olanak tanır.

dean

/diːn/

(noun) dekan, duayen, kıdemli üye

Örnek:

The dean of the Faculty of Arts announced new courses.
Edebiyat Fakültesi dekanı yeni dersleri duyurdu.

grade point average

/ˌɡreɪd pɔɪnt ˈævərɪdʒ/

(noun) not ortalaması, GPA

Örnek:

Her grade point average is high enough for the scholarship.
Not ortalaması burs için yeterince yüksek.

valedictorian

/ˌvæl.ə.dɪkˈtɔːr.i.ən/

(noun) sınıf birincisi, veda konuşmacısı

Örnek:

She was named the valedictorian of her high school class.
Lise sınıfının birincisi seçildi.

exeat

/ˈɛksiˌæt/

(noun) izin, ayrılma izni

Örnek:

The student applied for an exeat to attend a family wedding.
Öğrenci, bir aile düğününe katılmak için izin başvurusunda bulundu.

demerit

/ˌdiːˈmer.ɪt/

(noun) eksi puan, kusur

Örnek:

The student received a demerit for being late to class.
Öğrenci derse geç kaldığı için eksi puan aldı.

colloquium

/kəˈloʊ.kwi.əm/

(noun) kolokyum, akademik konferans

Örnek:

The university hosted a colloquium on artificial intelligence.
Üniversite yapay zeka üzerine bir kolokyum düzenledi.

alumna

/əˈlʌm.nə/

(noun) mezun (kadın), eski öğrenci (kadın)

Örnek:

She is a proud alumna of Harvard University.
Harvard Üniversitesi'nin gururlu bir mezunu.

crib

/krɪb/

(noun) beşik, çocuk yatağı, ev;

(verb) kopya çekmek, intihal etmek

Örnek:

The baby slept soundly in her crib.
Bebek beşiğinde mışıl mışıl uyudu.

resit

/ˌriːˈsɪt/

(verb) tekrar almak, yeniden girmek;

(noun) tekrar sınavı, ikinci şans

Örnek:

She had to resit her math exam.
Matematik sınavını tekrar almak zorunda kaldı.

practicum

/prækˈtɪk.əm/

(noun) uygulama, pratik eğitim

Örnek:

The nursing students completed their practicum at the local hospital.
Hemşirelik öğrencileri uygulama eğitimlerini yerel hastanede tamamladılar.

flunk

/flʌŋk/

(verb) kalmak, başarısız olmak, bırakmak

Örnek:

I hope I don't flunk my math exam.
Umarım matematik sınavımdan kalmam.

invigilate

/ɪnˈvɪdʒ.ə.leɪt/

(verb) gözetlemek, sınavda gözetmenlik yapmak

Örnek:

The teacher had to invigilate the final exam.
Öğretmen final sınavını gözetlemek zorundaydı.

ditch

/dɪtʃ/

(noun) hendek, ark;

(verb) elden çıkarmak, terk etmek, bırakmak

Örnek:

The farmer dug a ditch to drain the field.
Çiftçi tarlayı kurutmak için bir hendek kazdı.

bursary

/ˈbɝː.sɚ.i/

(noun) burs, hibe

Örnek:

She received a bursary to cover her tuition fees.
Öğrenim ücretlerini karşılamak için bir burs aldı.

scrutinize

/ˈskruː.t̬ən.aɪz/

(verb) incelemek, dikkatle bakmak, araştırmak

Örnek:

The detective began to scrutinize the crime scene for clues.
Dedektif, ipuçları için olay yerini dikkatle incelemeye başladı.

interdisciplinary

/ˌɪn.t̬ɚˈdɪs.ə.plɪ.ner.i/

(adjective) disiplinlerarası

Örnek:

The research project is highly interdisciplinary, combining biology, chemistry, and physics.
Araştırma projesi, biyoloji, kimya ve fiziği birleştiren oldukça disiplinlerarası bir yapıya sahiptir.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren