Avatar of Vocabulary Set Bilgisayar

IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 8-9) İçinde Bilgisayar Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 8-9)' içinde 'Bilgisayar' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

compiler

/kəmˈpaɪ.lɚ/

(noun) derleyici

Örnek:

The C++ compiler translated the source code into an executable program.
C++ derleyicisi kaynak kodu yürütülebilir bir programa çevirdi.

processor

/ˈprɑː.ses.ɚ/

(noun) işleyici, işlemci, CPU

Örnek:

The food processor quickly chopped the vegetables.
Mutfak robotu sebzeleri hızla doğradı.

graphics card

/ˈɡræfɪks kɑːrd/

(noun) ekran kartı, grafik kartı

Örnek:

My computer needs a new graphics card to run this game smoothly.
Bilgisayarımın bu oyunu sorunsuz çalıştırması için yeni bir ekran kartına ihtiyacı var.

firmware

/ˈfɝːm.wer/

socket

/ˈsɑː.kɪt/

(noun) soket, priz, yuva

Örnek:

The light bulb screws into the lamp socket.
Ampul, lamba duyuna vidalanır.

pointer

/ˈpɔɪn.t̬ɚ/

(noun) işaretçi, gösterici, ipucu

Örnek:

The teacher used a pointer to highlight the important parts of the diagram.
Öğretmen, diyagramın önemli kısımlarını vurgulamak için bir işaretçi kullandı.

prompt

/prɑːmpt/

(adjective) çabuk, acil, hemen;

(noun) teşvik, istem, ipucu;

(verb) tetiklemek, neden olmak, yol açmak

Örnek:

She was prompt in her response to the email.
E-postaya verdiği yanıtta çabuk davrandı.

applet

/ˈæp.lət/

(noun) uygulama parçacığı, küçük uygulama

Örnek:

The website uses a Java applet to display interactive charts.
Web sitesi etkileşimli grafikler görüntülemek için bir Java uygulama parçacığı kullanır.

debugger

/ˈdɛbʌɡər/

(noun) hata ayıklayıcı, hata ayıklama programı

Örnek:

The developer used a debugger to identify the source of the software crash.
Geliştirici, yazılım çökmesinin kaynağını belirlemek için bir hata ayıklayıcı kullandı.

interface

/ˈɪn.t̬ɚ.feɪs/

(noun) arayüz, bağlantı noktası;

(verb) arayüz oluşturmak, etkileşimde bulunmak

Örnek:

The software has a user-friendly interface.
Yazılımın kullanıcı dostu bir arayüzü var.

bus

/bʌs/

(noun) otobüs;

(verb) otobüsle taşımak

Örnek:

I take the bus to work every day.
Her gün işe otobüsle gidiyorum.

mainframe

/ˈmeɪn.freɪm/

(noun) ana bilgisayar, büyük bilgisayar

Örnek:

Many large organizations still rely on mainframes for critical data processing.
Birçok büyük kuruluş, kritik veri işleme için hala ana bilgisayarlara güveniyor.

graphics processing unit

/ˈɡræf.ɪks ˈprɑː.ses.ɪŋ ˈjuː.nɪt/

(noun) grafik işlem birimi

Örnek:

Modern video games require a powerful graphics processing unit to run at high settings.
Modern video oyunları, yüksek ayarlarda çalışmak için güçlü bir grafik işlem birimi gerektirir.

read-only memory

/ˌriːd ˌoʊn.li ˈmem.ər.i/

(noun) salt okunur bellek, ROM

Örnek:

The computer's basic input/output system (BIOS) is stored in read-only memory.
Bilgisayarın temel giriş/çıkış sistemi (BIOS) salt okunur bellekte saklanır.

solid-state drive

/ˌsɑː.lɪd.steɪt ˈdraɪv/

(noun) katı hal sürücüsü, SSD

Örnek:

Upgrading to a solid-state drive significantly improved my laptop's performance.
Katı hal sürücüsüne yükseltmek dizüstü bilgisayarımın performansını önemli ölçüde artırdı.

random-access memory

/ˈræn.dəm ˌæk.ses ˈmem.ər.i/

(noun) rastgele erişimli bellek, RAM

Örnek:

Adding more random-access memory can significantly improve your computer's performance.
Daha fazla rastgele erişimli bellek eklemek bilgisayarınızın performansını önemli ölçüde artırabilir.

central processing unit

/ˈsen.trəl ˈprɑː.ses.ɪŋ ˈjuː.nɪt/

(noun) merkezi işlem birimi

Örnek:

The central processing unit is the brain of the computer.
Merkezi işlem birimi bilgisayarın beynidir.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren