IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Fizik Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Fizik' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /rɪˈzɪs.tɚ/
(noun) direnç
Örnek:
The circuit requires a 10-ohm resistor.
Devre 10 ohmluk bir direnç gerektiriyor.
/kəˈpæs.ə.t̬ɚ/
(noun) kondansatör
Örnek:
The circuit requires a 10 microfarad capacitor.
Devre 10 mikrofaradlık bir kondansatör gerektirir.
/ˌθɝː.moʊ.daɪˈnæm.ɪks/
(noun) termodinamik
Örnek:
The first law of thermodynamics states that energy cannot be created or destroyed.
Termodinamik'in birinci yasası, enerjinin yaratılamaz veya yok edilemez olduğunu belirtir.
/dɑːrk ˈmæt.ər/
(noun) karanlık madde
Örnek:
Scientists are still trying to understand the nature of dark matter.
Bilim insanları hala karanlık maddenin doğasını anlamaya çalışıyor.
/ˈfoʊ.tɑːn/
(noun) foton
Örnek:
Light is composed of tiny particles called photons.
Işık, foton adı verilen küçük parçacıklardan oluşur.
/ˈfriː.kwən.si/
(noun) sıklık, frekans, dalga boyu
Örnek:
The frequency of his visits increased over time.
Ziyaretlerinin sıklığı zamanla arttı.
/ˈweɪv.leŋθ/
(noun) dalga boyu, frekans, anlayış
Örnek:
The color red has a longer wavelength than blue.
Kırmızı rengin dalga boyu maviden daha uzundur.
/rɪˈflek.ʃən/
(noun) yansıma, geri yansıma, düşünme
Örnek:
The calm lake offered a perfect reflection of the mountains.
Sakin göl, dağların mükemmel bir yansımasını sunuyordu.
/məˈmen.t̬əm/
(noun) ivme, momentum, dinamizm
Örnek:
The car gained momentum as it rolled down the hill.
Araba yokuş aşağı yuvarlanırken ivme kazandı.
/ˌɪnˈɝː.ʃə/
(noun) atalet, eylemsizlik
Örnek:
The company's inertia prevented it from adapting to new market trends.
Şirketin ataleti, yeni pazar trendlerine uyum sağlamasını engelledi.
/ˌɑː.səlˈeɪ.ʃən/
(noun) salınım, titreşim, dalgalanma
Örnek:
The oscillation of the pendulum was mesmerizing.
Sarkacın salınımı büyüleyiciydi.
/trænˈzɪs.tɚ/
(noun) transistör, transistörlü radyo
Örnek:
The radio circuit uses a small transistor.
Radyo devresi küçük bir transistör kullanır.
/ˈdaɪ.oʊd/
(noun) diyot
Örnek:
A diode is essential for converting AC to DC.
Bir diyot, AC'yi DC'ye dönüştürmek için gereklidir.
/ˌer.oʊ.daɪˈnæm.ɪks/
(noun) aerodinamik
Örnek:
Engineers must consider aerodynamics when designing a new aircraft.
Mühendisler yeni bir uçak tasarlarken aerodinamiği göz önünde bulundurmalıdır.