IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Çevre Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Çevre' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /diːˌfɔːr.əˈsteɪ.ʃən/
(noun) ormansızlaşma, ağaç kesimi
Örnek:
Deforestation is a major cause of climate change.
Ormansızlaşma iklim değişikliğinin önemli bir nedenidir.
/ˈwet.lənd/
(noun) sulak alan, bataklık
Örnek:
The conservation group is working to protect the local wetland.
Koruma grubu, yerel sulak alanı korumak için çalışıyor.
/ˌvedʒ.əˈteɪ.ʃən/
(noun) bitki örtüsü, nebatat
Örnek:
The desert has sparse vegetation.
Çölde seyrek bitki örtüsü bulunur.
/ˌbaɪ.oʊ.dɪˈvɝː.sə.t̬i/
(noun) biyoçeşitlilik
Örnek:
Protecting rainforests is crucial for maintaining global biodiversity.
Yağmur ormanlarını korumak, küresel biyoçeşitliliği sürdürmek için çok önemlidir.
/ˌriː.fɔːr.əˈsteɪ.ʃən/
(noun) ağaçlandırma, yeniden ormanlaştırma
Örnek:
The government launched a massive reforestation program to combat deforestation.
Hükümet, ormansızlaşmayla mücadele etmek için büyük bir ağaçlandırma programı başlattı.
/ˈsæŋk.tʃu.er.i/
(noun) sığınak, barınak, kutsal yer
Örnek:
The old church became a sanctuary for the homeless.
Eski kilise evsizler için bir sığınak haline geldi.
/ˌɡloʊ.bəl ˈwɔːr.mɪŋ/
(noun) küresel ısınma
Örnek:
The scientific consensus is that human activities are the primary cause of global warming.
Bilimsel fikir birliği, insan faaliyetlerinin küresel ısınmanın temel nedeni olduğudur.
/ˈkɑːr.bən ˌfʊt.prɪnt/
(noun) karbon ayak izi
Örnek:
Reducing your carbon footprint helps combat climate change.
Karbon ayak izinizi azaltmak iklim değişikliğiyle mücadeleye yardımcı olur.
/ˈɡriːn.haʊs ɪˌfekt/
(noun) sera etkisi
Örnek:
The greenhouse effect is a natural process that warms the Earth's surface.
Sera etkisi, Dünya yüzeyini ısıtan doğal bir süreçtir.
/ˌkɑːn.sɚˈveɪ.ʃən.ɪst/
(noun) çevreci, doğa koruyucu
Örnek:
The renowned conservationist spoke about the importance of protecting endangered species.
Ünlü çevreci, nesli tükenmekte olan türleri korumanın öneminden bahsetti.
/ˈiː.koʊˌtʊr.ɪ.zəm/
(noun) ekoturizm
Örnek:
Many travelers are choosing ecotourism to experience nature responsibly.
Birçok gezgin, doğayı sorumlu bir şekilde deneyimlemek için ekoturizmi tercih ediyor.
/ɪnˌvaɪ.rəˈmen.t̬əl.ɪst/
(noun) çevreci, doğa savunucusu
Örnek:
She became an environmentalist after witnessing the effects of pollution.
Kirliliğin etkilerine tanık olduktan sonra bir çevreci oldu.
/ˈkɑːm.poʊst/
(noun) kompost;
(verb) kompost yapmak
Örnek:
She added a layer of compost to her vegetable garden.
Sebze bahçesine bir kat kompost ekledi.
/rɪˈfaɪn/
(verb) rafine etmek, arıtmak, geliştirmek
Örnek:
The company uses advanced techniques to refine crude oil.
Şirket, ham petrolü rafine etmek için gelişmiş teknikler kullanıyor.