Avatar of Vocabulary Set Olumlu insan özellikleri

IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 5) İçinde Olumlu insan özellikleri Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 5)' içinde 'Olumlu insan özellikleri' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

confident

/ˈkɑːn.fə.dənt/

(adjective) kendine güvenli, emin, kesin

Örnek:

She felt confident about her presentation.
Sunumu konusunda kendine güvenli hissediyordu.

optimistic

/ˌɑːp.təˈmɪs.tɪk/

(adjective) iyimser

Örnek:

She is always optimistic about her chances of success.
Başarı şansları konusunda her zaman iyimserdir.

selfless

/ˈself.ləs/

(adjective) özverili, fedakar

Örnek:

Her selfless dedication to helping the poor was truly inspiring.
Yoksullara yardım etme konusundaki özverili adanmışlığı gerçekten ilham vericiydi.

thoughtful

/ˈθɑːt.fəl/

(adjective) düşünceli, nazik, dalmış

Örnek:

It was very thoughtful of you to send flowers.
Çiçek göndermen çok düşünceliydi.

ambitious

/æmˈbɪʃ.əs/

(adjective) hırslı, azimli, iddialı

Örnek:

She is an ambitious young lawyer.
O hırslı genç bir avukat.

encouraging

/ɪnˈkɝː.ɪ.dʒɪŋ/

(adjective) cesaret verici, umut verici

Örnek:

Her words were very encouraging during my difficult time.
Zor zamanlarımda sözleri çok cesaret vericiydi.

independent

/ˌɪn.dɪˈpen.dənt/

(adjective) bağımsız, müstakil, ayrı;

(noun) bağımsız, bağımsız kişi

Örnek:

The country gained its independent status in 1960.
Ülke 1960 yılında bağımsız statüsünü kazandı.

motivated

/ˈmoʊ.t̬ɪ.veɪ.t̬ɪd/

(adjective) motive, istekli

Örnek:

She is a highly motivated student who always strives for excellence.
O, her zaman mükemmelliği hedefleyen, son derece motive bir öğrencidir.

modest

/ˈmɑː.dɪst/

(adjective) mütevazı, ılımlı, edepli

Örnek:

She was always modest about her success.
Başarısı konusunda her zaman mütevazıydı.

humorous

/ˈhjuː.mə.rəs/

(adjective) esprili, komik

Örnek:

He told a humorous story that made everyone laugh.
Herkesi güldüren esprili bir hikaye anlattı.

supportive

/səˈpɔːr.t̬ɪv/

(adjective) destekleyici, yardımcı, kanıtlayıcı

Örnek:

She has a very supportive family.
Çok destekleyici bir ailesi var.

courageous

/kəˈreɪ.dʒəs/

(adjective) cesur, yürekli

Örnek:

The courageous firefighter rescued the child from the burning building.
Cesur itfaiyeci çocuğu yanan binadan kurtardı.

understanding

/ˌʌn.dɚˈstæn.dɪŋ/

(noun) anlayış, kavrayış, sempati;

(adjective) anlayışlı, duyarlı

Örnek:

She has a deep understanding of the subject.
Konu hakkında derin bir anlayışı var.

open-minded

/ˌoʊ.pənˈmaɪn.dɪd/

(adjective) açık fikirli, önyargısız

Örnek:

She's very open-minded and always willing to listen to different perspectives.
Çok açık fikirli ve her zaman farklı bakış açılarını dinlemeye istekli.

helpful

/ˈhelp.fəl/

(adjective) yardımcı, faydalı

Örnek:

The librarian was very helpful in finding the books I needed.
Kütüphaneci, ihtiyacım olan kitapları bulmamda çok yardımcı oldu.

adaptable

/əˈdæp.tə.bəl/

(adjective) uyumlu, esnek

Örnek:

He is an adaptable person who can work in any environment.
Her ortamda çalışabilen uyumlu bir kişidir.

trustful

/ˈtrʌst.fəl/

(adjective) güven dolu, itimat eden

Örnek:

She has a trustful nature and always sees the best in others.
Güven dolu bir doğası var ve her zaman başkalarındaki en iyiyi görür.

reasonable

/ˈriː.zən.ə.bəl/

(adjective) makul, mantıklı

Örnek:

That's a reasonable price for a used car.
İkinci el bir araba için makul bir fiyat.

decisive

/dɪˈsaɪ.sɪv/

(adjective) kararlı, kesin, belirleyici

Örnek:

A decisive leader is essential in times of crisis.
Kriz zamanlarında kararlı bir lider esastır.

childlike

/ˈtʃaɪld.laɪk/

(adjective) çocuksu, masum

Örnek:

Her childlike wonder at the world was infectious.
Dünyaya karşı çocuksu hayranlığı bulaşıcıydı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren