Avatar of Vocabulary Set Ünite 1: Boş Zaman Aktiviteleri

8. Sınıf İçinde Ünite 1: Boş Zaman Aktiviteleri Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'8. Sınıf' içinde 'Ünite 1: Boş Zaman Aktiviteleri' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

adore

/əˈdɔːr/

(verb) tapmak, çok sevmek, bayılmak

Örnek:

She truly adores her grandchildren.
Torunlarını gerçekten çok seviyor.

addicted

/əˈdɪk.tɪd/

(adjective) bağımlı, tutkun

Örnek:

He became addicted to painkillers after his surgery.
Ameliyatından sonra ağrı kesicilere bağımlı hale geldi.

bracelet

/ˈbreɪ.slət/

(noun) bilezik, bileklik

Örnek:

She wore a beautiful silver bracelet on her wrist.
Bileğinde güzel bir gümüş bilezik takıyordu.

communicate

/kəˈmjuː.nə.keɪt/

(verb) iletişim kurmak, aktarmak, bulaştırmak

Örnek:

They communicate primarily through email.
Başlıca e-posta yoluyla iletişim kurarlar.

community center

/kəˈmjuː.nə.ti ˌsen.tər/

(noun) toplum merkezi, halk merkezi

Örnek:

The local community center offers various classes for all ages.
Yerel toplum merkezi her yaş için çeşitli dersler sunmaktadır.

craft

/kræft/

(noun) zanaat, el sanatı, tekne;

(verb) işlemek, oluşturmak

Örnek:

She enjoys various forms of craft, such as knitting and pottery.
Örgü ve çömlekçilik gibi çeşitli zanaat türlerinden hoşlanır.

detest

/dɪˈtest/

(verb) nefret etmek, iğrenmek

Örnek:

I absolutely detest liars.
Yalancıları kesinlikle nefret ederim.

DIY

/ˌdiː.aɪˈwaɪ/

(noun) kendin yap, DIY;

(adjective) kendin yap, ev yapımı

Örnek:

He spent the weekend doing DIY projects around the house.
Hafta sonunu evde kendin yap projeleri yaparak geçirdi.

hang out

/hæŋ aʊt/

(phrasal verb) takılmak, dışarı çıkmak, asmak

Örnek:

We often hang out at the coffee shop on weekends.
Hafta sonları sık sık kahve dükkanında takılırız.

join

/dʒɔɪn/

(verb) birleştirmek, bağlamak, katılmak;

(noun) eklem, birleşim yeri

Örnek:

The two pieces of wood were joined with glue.
İki ahşap parça tutkalla birleştirildi.

leisure

/ˈliː.ʒɚ/

(noun) boş zaman, eğlence

Örnek:

He spends his leisure time reading books.
Boş zamanını kitap okuyarak geçirir.

relax

/rɪˈlæks/

(verb) gevşemek, rahatlamak, gevşetmek

Örnek:

After a long day, I like to relax with a good book.
Uzun bir günün ardından iyi bir kitapla gevşemeyi severim.

satisfied

/ˈsæt̬.ɪs.faɪd/

(adjective) memnun, tatmin olmuş

Örnek:

She felt satisfied with her performance.
Performansından memnun kaldı.

socialize

/ˈsoʊ.ʃə.laɪz/

(verb) sosyalleşmek, kaynaşmak, sosyalleştirmek

Örnek:

She likes to socialize with her friends on weekends.
Hafta sonları arkadaşlarıyla sosyalleşmeyi sever.

weird

/wɪrd/

(adjective) garip, tuhaf

Örnek:

That was a weird dream I had last night.
Dün gece gördüğüm garip bir rüyaydı.

window shopping

/ˈwɪn.doʊ ˌʃɑː.pɪŋ/

(noun) vitrin alışverişi, vitrin gezintisi

Örnek:

On Saturday afternoons, we often go window shopping downtown.
Cumartesi öğleden sonraları sık sık şehir merkezinde vitrin alışverişi yaparız.

virtual

/ˈvɝː.tʃu.əl/

(adjective) fiili, neredeyse, sanal

Örnek:

The meeting was a virtual disaster.
Toplantı neredeyse bir felaketti.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren