Avatar of Vocabulary Set Ünite 6: Vietnam'daki İlk Üniversite

7. Sınıf İçinde Ünite 6: Vietnam'daki İlk Üniversite Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'7. Sınıf' içinde 'Ünite 6: Vietnam'daki İlk Üniversite' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

build

/bɪld/

(verb) inşa etmek, kurmak, artmak;

(noun) yapı, vücut yapısı

Örnek:

They plan to build a new house next year.
Gelecek yıl yeni bir ev inşa etmeyi planlıyorlar.

consider

/kənˈsɪd.ɚ/

(verb) düşünmek, göz önünde bulundurmak, kabul etmek

Örnek:

You should consider all the options before deciding.
Karar vermeden önce tüm seçenekleri göz önünde bulundurmalısın.

consist of

/kənˈsɪst əv/

(phrasal verb) oluşmak, ibaret olmak

Örnek:

The team consists of five members.
Takım beş üyeden oluşmaktadır.

construct

/kənˈstrʌkt/

(verb) inşa etmek, kurmak, oluşturmak;

(noun) yapı, oluşum

Örnek:

They plan to construct a new bridge over the river.
Nehir üzerine yeni bir köprü inşa etmeyi planlıyorlar.

erect

/ɪˈrekt/

(adjective) dik, düz;

(verb) dikmek, kurmak

Örnek:

The soldier stood erect at attention.
Asker dikkat pozisyonunda dik duruyordu.

found

/faʊnd/

(verb) kurmak, tesis etmek;

(past tense) buldu, bulunmuş

Örnek:

The university was founded in 1880.
Üniversite 1880'de kuruldu.

grow

/ɡroʊ/

(verb) büyümek, artmak, yetiştirmek

Örnek:

The company's profits continue to grow.
Şirketin karları büyümeye devam ediyor.

Imperial Academy

/ɪmˈpɪriəl əˈkædəmi/

(noun) İmparatorluk Akademisi

Örnek:

Many aspiring Imperial officers dreamed of attending the Imperial Academy.
Birçok hevesli İmparatorluk subayı İmparatorluk Akademisi'ne gitmeyi hayal ediyordu.

locate

/loʊˈkeɪt/

(verb) yerini belirlemek, bulmak, kurmak

Örnek:

Can you help me locate my lost keys?
Kayıp anahtarlarımı bulmama yardım edebilir misin?

pagoda

/pəˈɡoʊ.də/

(noun) pagoda, tapınak

Örnek:

The ancient pagoda stood tall against the sunset.
Antik pagoda gün batımına karşı dimdik duruyordu.

recognise

/ˈrek.əɡ.naɪz/

(verb) tanımak, ayırt etmek, kabul etmek

Örnek:

I hadn't seen her for 20 years, but I recognised her instantly.
Onu 20 yıldır görmemiştim ama anında tanıdım.

relic

/ˈrel.ɪk/

(noun) kalıntı, yadigâr, kutsal emanet

Örnek:

The old sword was a relic from the medieval era.
Eski kılıç, ortaçağdan kalma bir kalıntıydı.

site

/saɪt/

(noun) yer, alan, mevki;

(verb) yerleştirmek, kurmak, konumlandırmak

Örnek:

The construction of the new school is on a large site.
Yeni okulun inşaatı geniş bir arazi üzerinde.

statue

/ˈstætʃ.uː/

(noun) heykel

Örnek:

The city square is dominated by a large bronze statue.
Şehir meydanına büyük bir bronz heykel hakimdir.

surround

/səˈraʊnd/

(verb) çevrelemek, kuşatmak

Örnek:

The police quickly surrounded the building.
Polis binayı hızla kuşattı.

take care of

/teɪk keər əv/

(phrasal verb) bakmak, ilgilenmek, halletmek

Örnek:

Can you take care of my plants while I'm away?
Ben yokken bitkilerime bakabilir misin?

World Heritage Site

/ˌwɜːrld ˈher.ɪ.t̬ɪdʒ ˌsaɪt/

(noun) Dünya Mirası Alanı

Örnek:

Machu Picchu is a famous World Heritage Site in Peru.
Machu Picchu, Peru'da ünlü bir Dünya Mirası Alanı'dır.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren