Avatar of Vocabulary Set Ünite 11: Daha Yeşil Dünyamız

6. Sınıf İçinde Ünite 11: Daha Yeşil Dünyamız Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'6. Sınıf' içinde 'Ünite 11: Daha Yeşil Dünyamız' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

cycle

/ˈsaɪ.kəl/

(noun) döngü, çevrim, bisiklet;

(verb) bisiklete binmek, döngü yapmak, çevrimden geçmek

Örnek:

The water cycle is essential for life on Earth.
Su döngüsü Dünya'daki yaşam için hayati öneme sahiptir.

walk

/wɑːk/

(verb) yürümek, gezmek, gezdirmek;

(noun) yürüyüş, gezinti

Örnek:

She likes to walk in the park every morning.
Her sabah parkta yürümeyi sever.

exchange

/ɪksˈtʃeɪndʒ/

(noun) takas, değişim, borsa;

(verb) takas etmek, değiştirmek

Örnek:

We made an exchange of gifts.
Hediye alışverişi yaptık.

recycling bin

/ˈriː.saɪ.klɪŋ bɪn/

(noun) geri dönüşüm kutusu, geri dönüşüm bidonu

Örnek:

Please put all your plastic bottles in the recycling bin.
Lütfen tüm plastik şişelerinizi geri dönüşüm kutusuna atın.

charity

/ˈtʃer.ə.t̬i/

(noun) hayırseverlik, yardımseverlik, hayır kurumu

Örnek:

He donated a large sum to charity.
Büyük bir meblağı hayır kurumuna bağışladı.

encourage

/ɪnˈkɝː.ɪdʒ/

(verb) teşvik etmek, cesaretlendirmek, geliştirmek

Örnek:

We encourage students to read widely.
Öğrencileri geniş çapta okumaya teşvik ediyoruz.

fair

/fer/

(adjective) adil, dürüst, açık;

(noun) fuar, panayır;

(verb) aydınlatmak, güzelleştirmek;

(adverb) adilce, dürüstçe

Örnek:

The teacher was always fair to all her students.
Öğretmen her zaman tüm öğrencilerine adil davrandı.

container

/kənˈteɪ.nɚ/

(noun) kap, konteyner, kutu

Örnek:

Please put the leftovers in an airtight container.
Lütfen artıkları hava geçirmez bir kaba koyun.

go green

/ɡoʊ ɡriːn/

(idiom) çevre dostu olmak, yeşile dönmek

Örnek:

Our company is trying to go green by reducing plastic use.
Şirketimiz plastik kullanımını azaltarak çevre dostu olmaya çalışıyor.

instead of

/ɪnˈsted ʌv/

(preposition) yerine

Örnek:

We decided to go to the park instead of the cinema.
Sinemaya gitmek yerine parka gitmeye karar verdik.

tip

/tɪp/

(noun) bahşiş, ipucu, tavsiye;

(verb) bahşiş vermek, devirmek, eğmek

Örnek:

He left a generous tip for the waiter.
Garsona cömert bir bahşiş bıraktı.

wrap

/ræp/

(verb) sarmak, paketlemek, bitirmek;

(noun) şal, örtü, dürüm

Örnek:

She decided to wrap the gift in colorful paper.
Hediyeyi renkli kağıda sarmaya karar verdi.

reduce

/rɪˈduːs/

(verb) azaltmak, indirmek, küçültmek

Örnek:

We need to reduce our expenses.
Giderlerimizi azaltmamız gerekiyor.

reuse

/ˌriːˈjuːz/

(verb) yeniden kullanmak, tekrar kullanmak;

(noun) yeniden kullanım, tekrar kullanım

Örnek:

We should reuse plastic bags to protect the environment.
Çevreyi korumak için plastik poşetleri yeniden kullanmalıyız.

rubbish

/ˈrʌb.ɪʃ/

(noun) çöp, atık, saçmalık;

(verb) yerden yere vurmak, küçümsemek;

(adjective) berbat, kötü

Örnek:

Please put your rubbish in the bin.
Lütfen çöpünüzü kutuya atın.

noise

/nɔɪz/

(noun) gürültü, ses;

(verb) gürültü yapmak, ses çıkarmak

Örnek:

The sudden noise startled the cat.
Ani gürültü kediyi ürküttü.

clothes

/kloʊðz/

(plural noun) giysi, kıyafet

Örnek:

She bought some new clothes for the party.
Parti için yeni kıyafetler aldı.

glass

/ɡlæs/

(noun) cam, bardak, kadeh;

(verb) şişelemek, camlamak

Örnek:

The window is made of glass.
Pencere camdan yapılmış.

paper

/ˈpeɪ.pɚ/

(noun) kağıt, gazete, makale;

(verb) duvar kağıdı kaplamak, kaplamak

Örnek:

She wrote a letter on a piece of paper.
Bir parça kağıda mektup yazdı.

air conditioner

/ˈer kənˌdɪʃ.ən.ər/

(noun) klima, havalandırma

Örnek:

It's so hot, let's turn on the air conditioner.
Çok sıcak, klimayı açalım.

deforestation

/diːˌfɔːr.əˈsteɪ.ʃən/

(noun) ormansızlaşma, ağaç kesimi

Örnek:

Deforestation is a major cause of climate change.
Ormansızlaşma iklim değişikliğinin önemli bir nedenidir.

chemical

/ˈkem.ɪ.kəl/

(noun) kimyasal, kimyasal madde;

(adjective) kimyasal

Örnek:

The factory produces various industrial chemicals.
Fabrika çeşitli endüstriyel kimyasallar üretiyor.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren