Avatar of Vocabulary Set Ünite 2: Her Zaman Erken Kalkarım. Ya Sen?

5. Sınıf İçinde Ünite 2: Her Zaman Erken Kalkarım. Ya Sen? Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'5. Sınıf' içinde 'Ünite 2: Her Zaman Erken Kalkarım. Ya Sen?' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

go to school

/ɡoʊ tə skuːl/

(phrase) okula gitmek, eğitim görmek

Örnek:

My children go to school every weekday.
Çocuklarım her hafta içi okula gider.

cook

/kʊk/

(verb) pişirmek, yemek yapmak;

(noun) aşçı, yemekçi

Örnek:

She loves to cook Italian food.
İtalyan yemekleri pişirmeyi sever.

fishing

/ˈfɪʃ.ɪŋ/

(noun) balıkçılık, avcılık;

(verb) balık tutan, avlanan

Örnek:

We went fishing in the lake this morning.
Bu sabah gölde balık tutmaya gittik.

swimming

/ˈswɪm.ɪŋ/

(noun) yüzme;

(adjective) yüzen, dönen

Örnek:

She goes swimming every morning.
Her sabah yüzmeye gider.

go to bed

/ɡoʊ tə bɛd/

(phrase) yatmak, uyumak

Örnek:

I'm tired, I think I'll go to bed now.
Yorgunum, sanırım şimdi yatacağım.

go shopping

/ɡoʊ ˈʃɑː.pɪŋ/

(phrase) alışverişe gitmek, alışveriş yapmak

Örnek:

I need to go shopping for new clothes.
Yeni kıyafetler için alışverişe gitmem gerekiyor.

camping

/ˈkæm.pɪŋ/

(noun) kampçılık, kamp

Örnek:

We went camping in the mountains last summer.
Geçen yaz dağlarda kamp yaptık.

badminton

/ˈbæd.mɪn.tən/

(noun) badminton

Örnek:

We played a game of badminton in the park.
Parkta bir badminton maçı oynadık.

get up

/ɡet ˈʌp/

(phrasal verb) kalkmak, uyanmak, ayağa kalkmak

Örnek:

I usually get up at 7 AM on weekdays.
Hafta içi genellikle sabah 7'de kalkarım.

breakfast

/ˈbrek.fəst/

(noun) kahvaltı;

(verb) kahvaltı yapmak

Örnek:

I usually have toast and coffee for breakfast.
Genellikle kahvaltıda tost ve kahve yerim.

lunch

/lʌntʃ/

(noun) öğle yemeği;

(verb) öğle yemeği yemek

Örnek:

Let's meet for lunch tomorrow.
Yarın öğle yemeği için buluşalım.

dinner

/ˈdɪn.ɚ/

(noun) akşam yemeği, yemek

Örnek:

What are we having for dinner tonight?
Bu akşam akşam yemeğine ne yiyoruz?

look for

/lʊk fɔːr/

(phrasal verb) aramak, peşinde olmak, beklemek

Örnek:

I need to look for my keys; I can't find them anywhere.
Anahtarlarımı aramam gerekiyor; hiçbir yerde bulamıyorum.

project

/ˈprɑː.dʒekt/

(noun) proje, girişim;

(verb) öngörmek, tahmin etmek, fırlatmak

Örnek:

The team is working on a new software project.
Ekip yeni bir yazılım projesi üzerinde çalışıyor.

early

/ˈɝː.li/

(adjective) erken, ilk, başlangıçtaki;

(adverb) erken, başlangıçta

Örnek:

She arrived early for the meeting.
Toplantıya erken geldi.

busy

/ˈbɪz.i/

(adjective) meşgul, yoğun, karmaşık;

(verb) meşgul etmek, oyalamak

Örnek:

I'm too busy to talk right now.
Şu an konuşamayacak kadar meşgulüm.

classmate

/ˈklæs.meɪt/

(noun) sınıf arkadaşı

Örnek:

My best friend is also my classmate.
En iyi arkadaşım aynı zamanda sınıf arkadaşım.

library

/ˈlaɪ.brer.i/

(noun) kütüphane, kitap koleksiyonu, arşiv

Örnek:

I'm going to the library to borrow some books.
Kitap ödünç almak için kütüphaneye gidiyorum.

partner

/ˈpɑːrt.nɚ/

(noun) ortak, iş ortağı, partner;

(verb) ortak olmak, işbirliği yapmak

Örnek:

She became a junior partner in the law firm.
Hukuk firmasında genç bir ortak oldu.

always

/ˈɑːl.weɪz/

(adverb) her zaman, daima, sonsuza dek

Örnek:

She always arrives on time.
O her zaman zamanında gelir.

usually

/ˈjuː.ʒu.ə.li/

(adverb) genellikle, çoğunlukla

Örnek:

I usually wake up at 7 AM.
Genellikle sabah 7'de uyanırım.

often

/ˈɑːf.ən/

(adverb) sık sık, çoğu zaman

Örnek:

She often visits her grandparents.
O sık sık büyükanne ve büyükbabasını ziyaret eder.

sometimes

/ˈsʌm.taɪmz/

(adverb) bazen, ara sıra

Örnek:

Sometimes I like to read a book before bed.
Bazen yatmadan önce kitap okumayı severim.

everyday

/ˈev.ri.deɪ/

(adjective) günlük, sıradan

Örnek:

This is my everyday jacket, I wear it all the time.
Bu benim günlük ceketim, sürekli giyerim.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren