Avatar of Vocabulary Set Ünite 9: Ne Yapıyorlar?

4. Sınıf İçinde Ünite 9: Ne Yapıyorlar? Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'4. Sınıf' içinde 'Ünite 9: Ne Yapıyorlar?' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

dictation

/dɪkˈteɪ.ʃən/

(noun) dikte, yazma, emir

Örnek:

She took dictation from her boss.
Patronundan dikte aldı.

exercise

/ˈek.sɚ.saɪz/

(noun) egzersiz, jimnastik, alıştırma;

(verb) egzersiz yapmak, antrenman yapmak, kullanmak

Örnek:

Regular exercise is important for a healthy lifestyle.
Düzenli egzersiz sağlıklı bir yaşam tarzı için önemlidir.

listen

/ˈlɪs.ən/

(verb) dinlemek, itaat etmek, kulak vermek

Örnek:

Please listen carefully to the instructions.
Lütfen talimatları dikkatlice dinleyin.

make

/meɪk/

(verb) yapmak, üretmek, neden olmak;

(noun) yapım, marka

Örnek:

She likes to make her own clothes.
Kendi kıyafetlerini yapmayı sever.

mask

/mæsk/

(noun) maske, yüz maskesi;

(verb) maskelemek, gizlemek

Örnek:

She wore a decorative mask to the masquerade ball.
Maskeli baloya süslü bir maske taktı.

paint

/peɪnt/

(noun) boya;

(verb) boyamak, resmetmek

Örnek:

The walls were covered in fresh white paint.
Duvarlar taze beyaz boya ile kaplıydı.

paper

/ˈpeɪ.pɚ/

(noun) kağıt, gazete, makale;

(verb) duvar kağıdı kaplamak, kaplamak

Örnek:

She wrote a letter on a piece of paper.
Bir parça kağıda mektup yazdı.

plane

/pleɪn/

(noun) düzlem, yüzey, uçak;

(verb) rendelemek, düzeltmek

Örnek:

The points all lie on the same plane.
Tüm noktalar aynı düzlemde yer alır.

puppet

/ˈpʌp.ɪt/

(noun) kukla, el kuklası, piyon

Örnek:

The puppeteer skillfully manipulated the puppet.
Kuklacı kuklayı ustaca hareket ettirdi.

text

/tekst/

(noun) metin, yazılı eser, mesaj;

(verb) mesaj atmak, SMS göndermek

Örnek:

The original text of the novel was much longer.
Romanın orijinal metni çok daha uzundu.

video

/ˈvɪd.i.oʊ/

(noun) video, görüntü;

(verb) videoya çekmek, kaydetmek

Örnek:

We watched a video of their wedding.
Düğünlerinin videosunu izledik.

watch

/wɑːtʃ/

(verb) izlemek, gözlemlemek, dikkat etmek;

(noun) saat, nöbet, gözetim

Örnek:

I like to watch movies on weekends.
Hafta sonları film izlemeyi severim.

write

/raɪt/

(verb) yazmak, bestelemek, kaleme almak

Örnek:

Please write your name clearly at the top of the form.
Lütfen adınızı formun üstüne açıkça yazın.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren