4. Sınıf İçinde Ünite 5: Yüzebilir Misin? Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'4. Sınıf' içinde 'Ünite 5: Yüzebilir Misin?' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈbæd.mɪn.tən/
(noun) badminton
Örnek:
We played a game of badminton in the park.
Parkta bir badminton maçı oynadık.
/kæn/
(modal verb) yapabilmek, edebilmek, olabilir;
(noun) konserve, kutu;
(verb) konserve yapmak, kutulamak
Örnek:
I can swim.
Ben yüzebilirim.
/kʊk/
(verb) pişirmek, yemek yapmak;
(noun) aşçı, yemekçi
Örnek:
She loves to cook Italian food.
İtalyan yemekleri pişirmeyi sever.
/dæns/
(verb) dans etmek, titremek;
(noun) dans, balo
Örnek:
They love to dance all night long.
Bütün gece dans etmeyi severler.
/piˈæn.oʊ/
(noun) piyano;
(adverb) piyano, yavaşça;
(adjective) yavaş, hafif
Örnek:
She played a beautiful melody on the piano.
Piyanoda güzel bir melodi çaldı.
/skeɪt/
(noun) paten, vatoz;
(verb) paten yapmak
Örnek:
She put on her ice skates and glided onto the rink.
Buz patenlerini giydi ve piste kaydı.
/skɪp/
(verb) sekerek yürümek, atlamak, geçmek;
(noun) sekme, atlama, geçme
Örnek:
The children were skipping happily down the street.
Çocuklar neşeyle sokakta sekerek ilerliyorlardı.
/swɪm/
(verb) yüzmek, dönmek, sersemlemek;
(noun) yüzme
Örnek:
I love to swim in the ocean.
Okyanusta yüzmeyi severim.
/swɪŋ/
(verb) sallanmak, sallamak, atlamak;
(noun) salıncak, değişim, salınım
Örnek:
The door swung open.
Kapı açıldı.
/ˈteɪ.bəl ˌten.ɪs/
(noun) masa tenisi, pingpong
Örnek:
Do you want to play a game of table tennis?
Biraz masa tenisi oynamak ister misin?
/ˈvɑː.li.bɑːl/
(noun) voleybol
Örnek:
They played a game of volleyball on the beach.
Sahilde bir voleybol maçı oynadılar.