Avatar of Vocabulary Set Ünite 15: Çocuk Bayramı Ne Zaman?

4. Sınıf İçinde Ünite 15: Çocuk Bayramı Ne Zaman? Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'4. Sınıf' içinde 'Ünite 15: Çocuk Bayramı Ne Zaman?' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

celebration

/ˌsel.əˈbreɪ.ʃən/

(noun) kutlama, şenlik, tören

Örnek:

The town held a grand celebration for its anniversary.
Kasaba, yıldönümü için büyük bir kutlama düzenledi.

Christmas

/ˈkrɪs.məs/

(noun) Noel

Örnek:

We always put up a Christmas tree for Christmas.
Noel için her zaman bir Noel ağacı kurarız.

clothes

/kloʊðz/

(plural noun) giysi, kıyafet

Örnek:

She bought some new clothes for the party.
Parti için yeni kıyafetler aldı.

decorate

/ˈdek.ər.eɪt/

(verb) dekore etmek, süslemek, boyamak

Örnek:

We decided to decorate the living room with new paintings.
Oturma odasını yeni tablolarla dekore etmeye karar verdik.

festival

/ˈfes.tə.vəl/

(noun) festival, şenlik

Örnek:

The town celebrates a summer festival every year.
Kasaba her yıl bir yaz festivali kutlar.

grandparent

/ˈɡræn.per.ənt/

(noun) büyükbaba, büyükanne, büyük ebeveynler

Örnek:

My grandparents are visiting us next week.
Büyükannem ve büyükbabam haftaya bizi ziyaret edecek.

holiday

/ˈhɑː.lə.deɪ/

(noun) tatil, bayram;

(verb) tatil yapmak, tatile çıkmak

Örnek:

We're going on holiday to Spain next month.
Gelecek ay İspanya'ya tatile gidiyoruz.

house

/haʊs/

(noun) ev, bina;

(verb) barındırmak, yerleştirmek

Örnek:

They bought a new house in the suburbs.
Banliyöde yeni bir ev aldılar.

join

/dʒɔɪn/

(verb) birleştirmek, bağlamak, katılmak;

(noun) eklem, birleşim yeri

Örnek:

The two pieces of wood were joined with glue.
İki ahşap parça tutkalla birleştirildi.

make

/meɪk/

(verb) yapmak, üretmek, neden olmak;

(noun) yapım, marka

Örnek:

She likes to make her own clothes.
Kendi kıyafetlerini yapmayı sever.

nice

/naɪs/

(adjective) güzel, hoş, iyi

Örnek:

We had a really nice time at the party.
Partide gerçekten güzel vakit geçirdik.

relative

/ˈrel.ə.t̬ɪv/

(adjective) göreceli, orantılı, ilgili;

(noun) akraba, aile üyesi

Örnek:

The cost is relative to the quality.
Maliyet kaliteye göre değişir.

smart

/smɑːrt/

(adjective) zeki, akıllı, şık;

(verb) acı vermek, yanmak

Örnek:

She's a very smart student and always gets good grades.
Çok zeki bir öğrenci ve her zaman iyi notlar alır.

visit

/ˈvɪz.ɪt/

(verb) ziyaret etmek;

(noun) ziyaret, ev ziyareti, profesyonel ziyaret

Örnek:

I'm going to visit my grandparents next weekend.
Gelecek hafta sonu büyükannem ve büyükbabamı ziyaret edeceğim.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren